Göz Hastalıklarında Yeni Bir Tedavi: Hidrojen

Katarakt, Glokom, Retina Dekolmanı, Oküler Sinir Hasarı, Üveit, Maküler Dejenerasyon ve Retinitis Pigmentosa Hastalığında Hidrojen Tedavisi

Hidrojen tedavisi gözün kornea, lens, iris, üvea, retina, makula ve optik sinir hastalıklarında, ayrıca gözyaşı bezi hastalıklarında araştırılmıştır.

Kobay deneylerini hastalarda yapılan klinik çalışmalar izlemiş, hidrojeni göz hastalıklarının tedavisinde araştıran çalışmalarda tedavi edici faydalı etkiler gösterilmiştir.

Araştırmacılar; hidrojenin göz kuruluğu (kuru göz hastalığı), korneanın endotelyal hastalıkları, fako sırasında meydana gelen kornea hasarı, alkali yanıklarına bağlı kornea hasarı, keratoconus, üveit, katarakt, glokom, retinitis pigmentosa, yaşa bağlı maküler dejenerasyon, diabetik retinopati gibi retina hastalıkları ve travmatik optik nöropati (optik sinir ezilmeleri) tedavisinde faydalı olabileceği sonucuna varmışlardır.

Hidrojen Nedir?

Moleküler hidrojen (H2), küçük molekül boyutuna sahip, renksiz, kokusuz ve tatsız, iki atomlu bir gazdır.

H2’nin moleküler ağırlığı 2,01588 olup doğadaki en küçük molekül ağırlığına sahiptir. H2’nin yoğunluğu 0,089 g/L’dir, bu da aynı hacimdeki havanın 1/14’ü kadardır.

Küçük moleküler ağırlık ve düşük yoğunluk, H2’ye dokuya hızla nüfuz etme konusunda son derece güçlü bir yetenek kazandırır.

Hidrojen Vücuda Nasıl Verilir?

H2 tedavisi soluma yolu ile yapılır ve vücuda alındığında akciğerlerden kana geçer. Kana geçtikten sonra tüm biyolojik bariyerleri kolayca geçebilir, kemik dahil her tür dokuya hızla nüfuz edebilir.

Hidrojen kan dolaşımı ile tüm organlara yayılır. En çok toplandığı organın beyin olduğu görülmüştür. Gözler de beynin bir parçası olarak, hidrojenin yoğun bir biçimde toplandığı organlardır.

Hidrojen doğrudan da göze verilebilir, kulak yoluyla kafa içine verilebilir, peritona verilebilir, suya nüfuz etmesi sağlanarak hidrojenli su içmek yoluyla sindirim kanalına verilebilir, serumlara yüklenerek damar yoluyla verilebilir.

Günümüzde bilimsel araştırmaların çoğu tedavi yöntemi olarak hidrojen soluma tedavilerini uygulamaya almıştır. Ancak kobay çalışmalarında uygulama kolaylığı bakımından hidrojenli su ve periton kateteri üzerinden hidrojen insüflasyonları da tercih edilebilir.

Hidrojenin mesane, vajina ve rektal insüflasyonu da mümkündür. Ancak henüz bu yollarla yapılan bir araştırma yayınlanmamıştır.

Hidrojenin hiçbir yan etkisi yoktur.

Hidrojen Göze Nasıl Verilir?

Hidrojen göze doğrudan uygulanabilir. Bunun için yüze sıkı oturan özel bir gözlük kullanılır ve gözlüğün içine hidrojen verilir.

Hidrojenin dokulara kolayca girme özelliği sayesinde, göz içindeki hidrojen yoğunluğu birkaç dakika içinde maksimuma ulaşır. Hücre içine giren hidrojen mitokondri ve çekirdeğe de girerek hücre içi organellere hızla yayılır.

Hidrojen tedavisi retinitis pigmentosa, diyabetik retinopati, üveit, katarakt ve glokom gibi göz hastalıklarını ve göz travma hasarlarını iyileştirebilir, göz kuruluğunu giderir

Hidrojen Hücrelerde Ne Yapar?

Hücre içine giren hidrojen, hücrelerdeki fazla reaktif oksijen türlerini (ROS) etkili bir şekilde ortadan kaldırabilir. Böylece oksidatif stresi durdurur.

H2, antioksidan kapasitesinin yanı sıra mitokondride de anti-inflamatuar, hücre koruyucu ve hücre ölümünü engelleyici özelliklere de sahiptir.

Göze Zarar Veren Durumlar Nelerdir?

Aşağıdaki durumların gözde oksidatif stres oluşturarak göze zarar verdiği bilinmektedir:

  • Uzun süre UVB ışınlarına maruz kalmak
  • Uzun süre yüksek kan şekerine maruz kalmak
  • Artmış göz içi basıncı
  • Metabolik Hastalıklar (insülin direnci, diyabet vb)

Yukarıda listelenen durumlarda oluşan reaktif oksijen türlerinin yol açtığı oksidatif stres; katarakt, glokom, Yaşa Bağlı Maküler Dejenerasyon gibi hastalıkların nedenidir.

Katarakt Tedavisinde Hidrojen Terapi

2023 itibariyle dünya çapında 94 milyon insan kör veya görme engelli olup, en yaygın neden katarakttır.

Katarakt Nasıl Olur?

Katarakt göz merceğinin bulanıklaşması yüzünden olur. Mikroskop incelemelerinde mercekte değişik şekillerde olabilen opak yapılar görülmüştür. Normalde saydam olması gereken göz merceğindeki bu mat lekeler görüntünün bulanıklaşmasına yol açar.

Katarakt Neden Olur?

Katarakt, lens içindeki kristalin proteinlerinin kademeli olarak toplanması veya yanlış katlanması nedeniyle oluştuğu anlaşılmıştır. Bunun nedeni tam bilinmemektedir.

Ancak bazı genel anestezi ilaçları, özellikle uzun süren ameliyatlarda verilmek zorunda kalınan yüksek miktarlarda katarakta neden olabilmektedir.

Diyabet veya başka metabolik hastalıklar, uzun süreli insülin direnci, alkollü içeceklerin kronik tüketimi gibi faktörler metabolik nedenleri de düşündürmektedir.

Mikroskopik incelemelerde lens proteinlerindeki değişiklikler esas olarak oksidatif stres, ozmotik basınçtaki değişiklikler ve proteinler ile suyun faz ayrılmasından kaynaklanır.

Özellikle, kataraktın başlangıç mekanizması serbest radikallerin (özellikle •OH) neden olduğu lipid peroksidasyonuna bağlıdır. Bu süreç, hücre zarının geçirgenliğini etkiler, mercek epitel hücrelerinin iç bileşimini değiştirerek göz merceğinin yapısını bozar.

Hidrojen Katarakt Tedavisinde Etkili Midir?

Araştırmalarda hidrojen uygulamasından sonra SOD, CAT, glutatyon peroksidaz, glutatyon redüktaz ve glutatyon S-transferaz aktivitesinin yüksek bulunması hidrojenin katarakt gelişimi üzerinde kurtarıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Diabetik Retinopati Tedavisinde Hidrojen Terapi

Diyabetik Retinopati, diyabetin karmaşık metabolik ve patolojik özellikleri olan ilerleyici bir komplikasyonudur.

Diyabetik Retinopati Hastalığında Ne Olur?

Diyabetik Retinopati, mikrovasküler hasar ve görme bozuklukları ile seyreder. Mikrovasküler hasar retinada bir dizi mikrovasküler sızıntı ve damar tıkanıklığına neden olur.

Bu basamak, mikro-anevrizmalar, sert eksüdalar, pamuksu lekeler, neovaskülarizasyon, vitreus proliferasyonu, maküla ödemi ve retina dekolmanı dahil olmak üzere bir dizi retina anormalliğine neden olur.

Hastalık diyabetin kronik ve ilerleyici etkilerinden kaynaklanır.

Diğer dokularla karşılaştırıldığında retina en yüksek oksijen tüketimine ve glukoz oksidasyon seviyelerine sahiptir, bu da onu oksidatif stresin etkilerine karşı son derece duyarlı hale getirir.

Diyabetik hastalarda antioksidan enzimlerin serbest radikalleri temizleme ve retinadaki redoks homeostazisini sürdürme kapasitesinde bir azalma vardır. Örneğin, diyabetik retinada hücre içi antioksidan glutatyon seviyeleri önemli ölçüde azalmıştır.

Bu nedenle hücrelerde reaktif oksijen türlerinin birikmesi, oksidatif strese neden olur. Oksidatif stres;

  • Diyabetik retina hastalıklarının ilerlemesini teşvik eder
  • Sadece insülin direnci olanlarda, iyi korunan kan şekeri seviyelerinde bile hasarlı moleküllerin ve ROS’un birikmesi nedeniyle hücre içi hasar meydana gelir.

Hidrojen Diyabetik Retinopatiyi Nasıl Tedavi Eder?

Öncü çalışmalarda gösterildiği gibi, hidrojen tedavisi;

  • Retina hücrelerinin ölümünü durdurabilir
  • Kılcal damar geçirgenliğini azaltabilir
  • Retina incelmesini hafifletebilir.
  • Retinada oksidatif stresi iyileştirir ve antioksidan enzim aktivitesini arttırır

Glokom Tedavisinde Hidrojen Terapi

Glokom Nedir?

Glokom, gözün retina tabakasını ve görme sinirini etkileyen bir grup nörodejeneratif hastalıktır. Görme alanı kusurları ile başlar, ilerlediğinde körlükle sonuçlanır. Görme alanı kusurları tespit edildiğinde optik diskteki RG hücrelerinin en az % 30-35’i kaybedilmiş demektir.

Glokom hastalığı gözde aşağıdaki hasarlarla seyreder:

  • Retinanın ganglion hücrelerinin (RG hücreleri) ilerleyici ölümü
  • Optik sinir başı hasarı

RG hücreleri bir çeşit nöron (sinir hücresidir). Görme sinirinin bütün retinaya yayılmış uzantılarının sonunda yer alırlar. Başka bir deyişle RG hücreleri görme sinirinin retinadaki başlangıcını oluştururlar.

RG hücrelerinin aksonları gözden çıkmadan önce bir araya gelerek görme siniri adında tek bir sinir olarak beyne ulaşırlar. Bu hücreler ışığı algılayan hücrelerin oluşturduğu elektrik sinyallerini beyindeki görme merkezlerine taşırlar.

Optik sinir işte bu RG hücrelerinin uzantılarının bir araya gelmesinden oluşmuştur. O nedenle RG hücre kaybı ilerledikçe körlük gelişir.

Göz Tansiyonu Nedir?

Göz içi sıvısının çıkışında tıkanıklık olması yüzünden meydana gelen göz içinde basınç artışını tarif eder.

Aköz Sıvı olarak bilinen göz içi sıvısı göz merceğinin hemen arkasından salgılanır ve göz merceğinin ön yüzeyinden sürekli olarak akarak gözün mercek önündeki odacığına (ön kamara) gelir. Göz içi sıvısı damarlara sahip olmayan göz merceği ve korneanın beslenmesini sağlar.

Belli bir süre ön kamarada kalan göz içi sıvısı daha sonra iris ile korneanın iç yüzde birleştiği yerde bulunan trabeküler ağdan sürekli olarak emilerek toplardamar dolaşımına dahil olur, gözü terk eder.

Trabeküler kanallarda yapısal bir daralma veya tıkanıklık oluşması halinde sıvı boşalamaz ve göz içi basınç artışı meydana gelir (göz tansiyonu).

Göz tansiyonu glokomun sebebi değil, hastalık sürecinde meydana gelen bir belirtidir. Hastalığı başlatan sebep trabeküler ağ yapısındaki hücrelerde oksidatif stres olmasıdır.

Oksidatif stres trabeküler hücre işlev bozukluğuna yol açar. Bu işlev bozukluğu göz tansiyonu ile sonuçlanır. Bazı vakalarda ise bu olmaz veya çok sonradan gelişir.

Göz içi basıncındaki artış ise retinada iskemi/reperfüzyon hasarına ve RG hücre kaybına yol açar.

Oksidatif stresin RG hücrelerini doğrudan öldürebildiği de gözlenmiştir.

Glokomun Nedeni Nedir?

  1. RG hücrelerinin maruz kaldığı oksidatif strestir.
  2. RG hücre azalması retinanın ağ yapısının bozulmasını başlatır.
  3. Bu bozulmayı göz içi sıvısı çıkışlarının tıkanması izler.

Glokomda klinik olarak saptanabilen EN ERKEN bulgu retina sinir lifi tabakasında hücre kaybıdır.

Aköz sıvı çıkışlarının tıkanmasıyla beraber göz içi basıncı önemli ölçüde artar ve bu da retinada iskemi/reperfüzyon hasarı ve RG hücrelerinin ölümü ile sonuçlanır.

Hem klinik hem de deneysel araştırmalardan elde edilen kanıtlar birikimi, oksidatif stresin glokomda görülen retina hücresi kaybında da rol oynadığını ikna edici bir şekilde ortaya koymaktadır.

Hidrojen Glokomu Nasıl Tedavi Eder?

Hidrojen oksidatif stresi kısa sürede durduran, sinir hücrelerinin ölümünü engelleyen ve antienflamatuar etkiler başlatan bir gazdır.

H2, glokom gelişimini yavaşlatabilir ve RG hücrelerini kurtarabilir. Araştırmalarda iskemi/reperfüzyon şartlarında 7 gün boyunca günde 1 saat hidrojen solunmasının glokomda körlüğe yol açan;

  • DNA oksidasyonunu azalttığı
  • RG hücre kaybını önemli ölçüde azaltabildiği
  • Retinadaki IL1-β, TNF-α gibi enflamatuar sitokinlerin ve 4-HNE gibi ileri derecede toksik maddelerin düzeylerini önemli ölçüde azalttığı

gösterilmiştir. Bu bulgular Hidrojenin glokomda etkili bir klinik tedavi olarak kullanımının geliştirilebileceğini vurgulamaktadır.

Maküler Dejenerasyon Tedavisinde Hidrojen Terapi

Yaşa bağlı maküler dejenerasyon, yaşlı nüfusta ciddi görme bozukluklarına neden olan dejeneratif bir retina hastalığıdır. Diğer adı sarı nokta hastalığıdır. İlerlediğinde körlükle sonuçlanır.

Genellikle 55 yaş sonrası kişilerde, sigara içenlerde ve yetersiz beslenenlerde görülen, kalıtımla ilgisi olan bir hastalıktır.

Maküler Dejenerasyon Nedir?

Gözün retinasında bulunan makula adındaki bölgenin bozulmasıyla karakterize bir hastalıktır.

Retina, görmeyi sağlayan göz tabakasıdır. Makula ise retinanın merkez bölgesidir.

Makula keskin görme gerektiren işleri yapmamızı sağlar.

Makuler Dejenerasyon Neden Olur?

Sebep retina pigment epitelinde (RPE) meydana gelen oksidatif strestir.

  • Oksidatif stres, RPE hücrelerinin mitokondrilerinde DNA hasarına ve buna bağlı fonksiyon bozukluğuna yol açar.
  • Hücrelerde meydana gelen enerji üretim sorunları hücrede dejenerasyon ve başka fonksiyon bozuklukları başlatır.
  • Bu bozulmuş hücreler gözün makula bölgesinde yaşla birlikte birikerek görme keskinliğinin giderek azalmasına yol açar.

Retina Pigment Epiteli Nedir?

RPE hücreleri, besin temini ve metabolik ürünlerin temizlenmesi dahil olmak üzere retina fonksiyonunun düzenlenmesinde önemli roller oynar.

Bu nedenle RPE bozulması ışığı algılayan fotoreseptörlerin ölümüne ve merkezi görme kaybına neden olabilir.

Klinik çalışmalar, antioksidan içeren diyet takviyelerinin AMD hastalarının görme kalitesini etkili bir şekilde artırabildiğini göstermiştir.

Ozon tedavisi de vücudun antioksidan kapasitesini arttırarak hastalığın ilerlemesini durdurabilmekte hatta ilerlemeyi bir miktar geri döndürebilmektedir.

Güçlü bir antioksidan olan Hidrojen tedavisinin maküler dejenerasyon hastalarında retinanın işleyişini korumak ve oksidatif stresi hafifletmek için bir önlem olarak hizmet edebileceği anlaşılmıştır.

Araştırmacılar, maküler dejenerasyonda hidrojenin yaşlanmayla ilişkili protein (SiRTUiN 3) ekspresyonunu artırarak ve hücre yaşlanmasını inhibe ederek oksidatif stresi hafifletebildiğini göstermiştir.

Dahası, Hidrojen DNA alkilasyonunu azaltarak ve DNA onarımını teşvik ederek de retina dokusunu koruyabilmektedir.

Başka bir araştırmada hidrojenin retinanın altındaki drusen adındaki sarımsı birikintilerin birikmesini azaltabildiği, fotoreseptör hayatta kalma oranını ve retina damarlarını iyileştirebildiği gösterildi.

Bu faydalı etkiler, hidrojen etkisiyle azalan MDA içeriğine ve artan SOD seviyesine bağlantılı bulunmaktadır.

H2 fotoreseptör ölümünü de hafifletebilmektedir. Bazı araştırmacılar H2 inhalasyonunun, hasarlı bir retinanın iltihaplanmasını önleyebildiğini, neovaskülarizasyon (yeniden damarlanma) gelişimini bastırabildiğini ve neovaskülarizasyon sızıntısını azaltabildiğini göstermektedir.

H2, mavi ışığın neden olduğu retina hasarını da hafifletebilmektedir.

Üveit Tedavisinde Hidrojen Terapi

Üveit; iris, siliyer cisim ve koroidi kapsayan Üvea’nın iltihabı ile karakterize bir dizi hastalığı tanımlamak için kullanılan tıbbi bir isimlendirmedir.

Bir tür göz içi inflamasyonu olan üveitin nedenleri henüz belirsizdir. Ortaya çıkan kanıtlar ROS’un üveitin inflamatuar reaksiyonunda kritik bir rol oynadığını göstermektedir.

Artan ROS üretimi, proinflamatuar sitokinlerin ve kemokinlerin salınmasını teşvik ederek enflamasyonu şiddetlendirir.

Araştırmacılar H2’nin üveit tedavisinde umut verici bir ilaç olarak ele alınabileceğini göstermektedir.

Hidrojenin solunum yoluyla alınması, gözde enflamatuar sitokinlerin salınımını baskılayabilmektedir.

Retinitis Pigmentosa Tedavisinde Hidrojen Terapi

Retinitis Pigmentosa gözün retina tabakasında hasar meydana getiren bir hastalıktır. Genetik geçişlidir ancak birden fazla genetik özelliği vardır.

Retinitis Pigmentosa hastalarında fotoreseptör dejenerasyonu, fundusun orta çevresinden hareket ederek maküla ve fovea bölgelerine doğru ilerler, önce tipik gece körlüğü semptomları ortaya çıkar, ardından görme alanı küçülür ve sonunda bu hastalarda körlük meydana gelir.

Retinitis Pigmentosa gelişiminde, başlangıçtaki çubuk hücre kaybı oksijen tüketiminin azalmasına yol açar ve retina dokusunda yüksek seviyelere ulaşan oksijen, konilerde sürekli oksidatif stres yaratır.

Hidrojen, Retinitis Pigmentosa hastalığında koni hücresinin hayatta kalmasını desteklemek ve görme fonksiyonunu sürdürmek için kullanılır.

Çalışmalarda hidrojen ile tedavi edilen grubun retina kalınlığı, tedavi edilmeyen kontrollere göre önemli ölçüde daha yüksek bulunmuş, sonuçlar optik koherens tomografi incelemesi ile kanıtlanmıştır. Sonuçlar hidrojenin koni hücreleri ölümden koruduğunu da göstermektedir.

Optik Sinir Hasarında Hidrojen Tedavisi

Travmatik optik sinir hasarı travmatik beyin hasarının ciddi bir komplikasyonudur. Bu olayda mekanik basınç optik siniri ezer ve aksonal dejenerasyona neden olur.

Görme sinirinin aksonunda meydana gelen hasar sonuçta sinir hücrelerinde dejenerasyona neden olur, bu da hastalarda retinada ganglion hücresi kaybına ve zamanla tam körlüğe yol açar

Oksidatif stres artık bu sürece aracılık eden en önemli faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Nöroprotektif (sinir hücresi koruyucu) bir ajan olarak hidrojen ise, birçok nörolojik hastalıkta oksidatif stresi ve enflamasyonu önleyebildiği kanıtlanmış bir moleküldür. Hidrojen ayrıca glutamat toksisitesini de engellemektedir.

Deneysel bir çalışmada 14 gün boyunca kesintisiz devam eden hidrojen tedavisinin, optik sinir ezilmesinde ganglion hücrelerinin hayatta kalmasını destekleyebileceğini göstermiştir.

Hiperbarik Oksijen (HBO) Göz Komplikasyonlarında Hidrojen

Bilindiği gibi Hiperbarik oksijen tankında bulunmak göze yan etkileri olan bir durumdur.

Hiperbarik oksijen tankında çok yüksek oksijen basıncı bulunur. Bu yüksek basıncın nedeni ortama çok miktarda oksijen verilmesidir. Ancak yüksek basınç göz ve kulağa yan etkiler yapabilmektedir.

Fazla Oksijen Göze Neden Zararlıdır?

Oksijenin, normal metabolik süreçler yoluyla serbest oksijen radikallerinin oluşumuna sebep olarak vücuttaki birçok dokuya zararlı olduğu gösterilmiştir.

Hiperbarik oksijen tedavisinde uygulanan yüksek basınç bu zararlı, reaktif türlerin üretimini arttırır. Oksijen tankının içerisine uygulanan basınç arttıkça komplikasyonların görülme oranı da artmaktadır.

Normalde vücudun serbest radikal hasarına karşı koruma sağlayacak doğal savunma mekanizmaları vardır. Örneğin koruyucu bir enzim olan süperoksit dismutaz, süperoksit radikallerini ve metabolizmanın diğer reaktif ürünlerini ortadan kaldırır.

Ancak hiperoksik koşullar altında, bu reaktif türlerin artan üretiminin, vücudun doğal savunma mekanizmalarını da baskılayarak oksijen toksisitesine ve hücresel hasara yol açarlar.

Göz, özellikle de göz merceği fazla oksijenden özellikle hasar alan bir organdır.

Hiperbarik Oksijenin Göz Yan Etkileri Nelerdir?

  • Göz kapağı seğirmesi
  • Bulanık görme
  • Görme alanı sorunları
  • Miyop görme
  • Katarakt oluşumu veya ilerlemesi

Hiperbarik oksijenin toksik etkileri göze, özellikle de lense zarar verici etkilere sahiptir. En sık bildirilen semptomlar göz kapağı seğirmesi, bulanık görme ve görme alanı bozukluklarıdır.

Bildirilen semptomların çoğu, göz merceğinin oksijenden zarar görmesine bağlanmıştır.

Göz merceğinin zarar görmesi, miyopi ve katarakt oluşumu veya önceden varsa ilerlemesi gibi çeşitli komplikasyonlara yol açar.

Hiperbarik oksijenin yan etkileri geri dönebilir ancak tekrarlayan tedavilerde bazı etkileri geri döndürülemez olabilir.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Miyopi Yapar mı?

Miyopi “miyop olma hali” anlamına gelir. Miyop olan kişiler uzağı iyi göremezler. Miyopinin en sık görülen nedeni göz merceğinin fazla kasılmasıdır. Bu, ışığı kırma kusuruna yol açar.

Miyopide görülen ışığı kırma kusuru, görüntünün göz içindeki algılayıcı alanın biraz önünde bir yere düşmesine neden olur. Bu durum bulanık görmeye yol açar.

Katarakt başlangıcı sırasında da aynı sürecin oluştuğu bilinmektedir.

Hiperbarik oksijen tedavisinin, göz merceğinde oksijen toksisitesi yaratarak lensin kristalleşmesine, sertleşmesine ve kasılma gücünün artmasına yol açtığı düşünülmektedir.

Bir araştırmada, 26 hastadan 18’inde, başka bir araştırmada 25 hastadan 24’ünde; 25 atmosfer basınçta 1 aylık tedavide 0.5-5.5 derece (diyoptri) miyopi geliştiği bulunmuştur.

Kendiliğinden iyileşme tedavi bitimini takip eden ilk haftalarda başlayabilmekle birlikte iyileşmenin tamamlanması 1 yılı bulabilmektedir.

Seans sayısı 100 üzerine çıktığında göz merceğindeki değişikliklerin kalıcı olabileceği görülmüştür. Katarakt 50-100 gibi çok sayıda seanslarda nispeten daha çok görülebilir ancak nadir bir komplikasyondur.

Tüm bu yan etkilerin gelişmesi hastanın genel antioksidan dengesine bağlıdır ve bu yüzden daha erken de görülebilir.

Hidrojen tedavisi hiperbarik oksijen tedavisinin göz yan etkilerini giderir

Hidrojen Hiperbarik Oksijenin Göz Komplikasyonlarını Nasıl Giderir?

Hidrojen tedavisinin birçok göz endikasyonundan biri de hiperbarik oksijen tedavisi sırasında meydana gelen göz komplikasyonlarının tedavisidir.

Hidrojen tedavisi oksijenin neden olduğu retinopatiyi tedavi etmek için de kullanılmaktadır. Araştırmacılar, Hidrojen tedavisinin, retinal neovaskülarizasyonu hafiflettiğini bulmuşlardır.

Bu etkilerinin nedeni hidrojenin genel antioksidan ve antienflamatuar etkileridir. Hidrojen, gözde oksijen toksisitesinin neden olduğu durumları geriye döndürür:

  • Serbest radikalleri nötralize eder
  • Göz merceği hücrelerinin oksidatif stresini geri döndürür
  • Hücre ölümünü durdurur

Göz Kuruluğunda Hidrojen Tedavileri

Kuru göz hastalığı, bulanık görme, gözde yabancı cisim hissi belirtileri veren, göz kuruluğu ile seyreden bir enflamatuar göz hastalığıdır. Nedeni bilinmemektedir ancak metabolik bir hastalık olabileceği düşünülmektedir. Bağışıklıkla da ilgisi olabilir.

H2, göze yaptığı birçok olumlu etkinin yanı sıra, bu hastalarda gözyaşı stabilitesindeki azalmayı önleyebilir.

Göz kuruluğu tedavisinde hidrojen soluma yoluyla kana verilir.

Yapılan bilimsel araştırmada 28 gün boyunca yapılan günlük hidrojen tedavilerinin yanı sıra, her gün sık aralarla göze de hidrojen tedavisi uygulanmıştır. Tedavinin enflamasyonu giderdiği görülmüştür.

Göz Hastalıklarında Hidrojeni Araştıran En Son Bilimsel Çalışma

Hidrojenin Yeni Rolü: Göz Hastalıklarının Sonu Mu?

Konu ile ilgili diğer sayfalarımız:

-> Hidrojen Tedavisi Hakkında Genel Bilgi

-> Diyabet ve İnsülin Direncinde Hidrojen Tedavisi

-> Hidrojen Tedavisinde Bilimsel Gelişmeler

-> Hastalıklarda Hidrojen Tedavisi

-> Hidrojenin Yaşlanmayı Önleyici Etkileri

-> Göz Hastalıklarında Tedavilerimiz

-> Retinitis Pigmentosa (Gece Körlüğü/Tavuk Karası) Hastalığında Ozonterapi

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı