Hastalıklarda Hidrojen Tedavisi

Diyabet, Kanser, Beyin, Kalp, Karaciğer, Böbrek ve Deri Hastalıklarında Hidrojen

Hidrojen tedavisi başta beyin ve böbrek hastalıkları olmak üzere, diyabet, karaciğer hastalıkları, kanser ve daha birçok hastalıkta etkili bulunmuştur.

Beyin ve Sinir Hastalıklarında Hidrojen Tedavisi

Hidrojenin, solumakla vücuda alındıktan sonra en çok beyin dokusunda yoğunlaştığı gösterilmiştir.

Çoğu beyin hastalığı halen tedavisiz olarak bilinse de, araştırmacılar hidrojenin bu hastalıklarda tedavi edici, önleyici, hafifletici etkileri olabileceğini öngörmektedirler.

Oksidatif stres ve nöro-enflamasyon pek çok nörolojik hastalığın sebebidir. Hidrojen serebrovasküler hastalıklarda, nörodejeneratif hastalıklarda ve yenidoğanın beyin hastalıklarında araştırılmıştır.

Hidrojen tedavisi sinir dokularını koruduğu kanıtlanmış bir tedavidir. Moleküler hidrojen nöroprotektif bir ajan olarak kabul edilmektedir.

Sepsis ile başlayan ensefalopatiler (humma), sonrasında ağır bilişsel bozukluk bırakan beyin hastalıklarındandır. Hidrojen, beyin hücrelerindeki enflamasyon hastalığını tedavi etmektedir.

Sepsis sırasında kan-beyin bariyerinde (KBB) hasar oluşması beyinde ensefalopati dediğimiz hastalıkları başlatır. Hidrojenin sepsis sırasında KBB geçirgenliğinin artmasını da önlediği gösterilmiştir.

Dahası, hidrojen beyindeki enflamasyonu ve sitokin düzeylerini düşürmekte, antioksidan düzeylerini ise yükseltmektedir. Bu sırada beyin ödemini önlediği ve bilişsel fonksiyonların bozulmasını önlediği de gösterilmiştir.

Moleküler Hidrojen’in psikolojik stres üzerinde de olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir. Bu etkileri tedavi sırasında hemen başlamakta ve uzun sürmekte, böylelikle gece uykularının da düzenli ve derin olmasını sağlamaktadır.

Beyin sarsıntısına bağlı beyin hasarında uygulanan hidrojen tedavisi sinir hasarını hafifletmekte, beyin ödemini azaltmakta ve nörolojik fonksiyonları daha iyi bir düzeye getirebilmektedir.

Beyin Kanamasında Hidrojen Tedavisi

Beyin kanamasında moleküler hidrojen tedavisinin etkilerini araştıran bir çalışmada hidrojen soluma tedavisinin, beyin kanamasından sonra meydana gelen beyin ödemini önlediği gösterilmiştir. Tedaviden kaynaklanan hiçbir yan etki rapor edilmemiştir.

Beyin Enfarktüsü (Beyin İskemisi) Tedavisinde Hidrojen

Beyin enfarktüsü iskemiye bağlı olarak gelişir. Bu sendromda beyne yeterli kan gitmemesi sonucu beyin infarktüsü ve inme meydana gelir.

Hidrojen beyin dokusu üzerinde koruyucu etki göstermektedir. H2 tedavisi iskemik beyin tahribatında rol oynayan beyin hücre ölümünü azaltmakta ve beyin harabiyetini hafifletmektedir. Hidrojen bu etkisini oksidatif stres süreçlerini ve enflamasyonu baskılayarak göstermektedir.

Kalp durması sırasında beyne kan gitmemesi sonucu oluşan beyin harabiyetini önlemek üzere uygulanan hidrojen tedavisinin etkileri şimdiye dek komadaki 360 hasta üzerinde araştırılmış, hidrojenin yeni bir tedavi sunduğuna karar verilmiştir.

Moleküler hidrojen (H2) güçlü bir antioksidandır.

H2 gazının solunması hem kobay deneylerinde hem insanlarda serebral enfarktüsün (beyin enfarktüsü) iyileştirilmesi için etkili olmuştur.

İnsanlarda tedavi edici uygulamaları araştırmak için, H2 gazının solunmasının etkilerini değerlendirmek üzere hastalar üzerinde kontrollü klinik araştırmalar yapılmıştır.

Sonuç olarak birden çok araştırmada, akut serebral enfarktüslü hastalarda H2 tedavisi güvenli ve etkili bulunmuştur. Bu sonuçlar, H2 gazının yaygın uygulamalar için potansiyel taşıdığını önermektedir.

Alzheimer Hastalığında Hidrojen

Demansa yol açan hastalıkların başında gelen Alzheimer hastalığı ömrü kısaltan yaygın bir hastalık olarak hidrojen araştırmalarına da konu olmuştur.

Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmanın sonuçları ümit vericidir. Araştırmanın özetini aşağıda bulabilirsiniz:

Hidrojen terapi Alzheimer hastalığı tedavisi

Araştırmacılar, Japonya’nın Juntendo üniversitesi tıp fakültesi nöroloji kliniğinden Prof. Shigeo Ohta yönetiminde çalıştılar.

Katılımcılar nöroloji-nöroşirurji kliniğine başvuran hastalar arasından seçildi. Hastaların ortalama yaşı 80 idi.

Çalışmanın amacı hidrojen soluma tedavisinin Alzheimer hastalığında etkisi olup olmadığını, varsa hidrojenin beyinde nöronal yapıyı ve bilişsel işlevleri nasıl etkilediğini göstermekti.

Bunun için araştırmacılar çalışmadan önce, tedavinin 3. ve 6. aylarında, ve tedavi bittikten 12 ay sonra olmak üzere, 4 kez, Alzheimer hastalığı için geliştirilmiş bir bilişsel ölçek (ADAS-cog) ile ve çalışmanın başında, 6. ayında ve 18 ayında olmak üzere 3 kez de DTG-MR incelemesi ile ölçüm yaptılar.

Çalışmada bir grup Alzheimer hastasına 6 ay boyunca günde 2 kez birer saat H2 soluma tedavisi uygulandı. Tedavi 6 ay sonra kesildi ve 1 yıl sonra da kontrol amaçlı izleme yapıldı.

Bir grup Alzheimer hastasına ise hidrojen tedavisi uygulanmadı ancak ölçümler uygulanarak hastalığın ilerleme seyri takip edildi.

Hastalar tedavi sırasında yüzde 3 oranında hidrojen içeren hava solunumu yaptılar. Tedavi etkileri hem MR ile, hem bilişsel ölçek ile gözlendi.

H2 tedavisi alan grupta bilişsel skor 6 ayda başlangıca göre ortalama 4.1 puan düzelirken, kontrol grubunda 2.6 puan ilerlediği gözlemlendi.

Düzelmeler 3. aydan itibaren netleşti

En çarpıcı sonuçlar ise MR incelemesinde kendini gösterdi. Bu incelemede ileri MRI ile difüzyon tenzör görüntüleme (DTG) uygulanarak;

Beynin hipokampüs bölgesinden geçen sinir liflerindeki zayıflamanın düzeldiği, başka bir deyişle SİNİR LİFLERİNİN YENİDEN GELİŞTİĞİ ortaya çıktı.

Tedavi bittikten 12 ay sonra yapılan kontrol incelemeleri sonuçların halen korunduğunu gösterdi.

Özellikle tedavisiz geçen son 12 ayın sonuçları, bilim adamları tarafından tedavinin Alzheimer hastalığının seyrini hafiflettiği şeklinde yorumlanmaktadır.

Çalışmaya katılan bir hastaya ait MR görüntülerinde A) Tedavi öncesi, B) 6. ay, C) 12. ay, D) 18. aylarda beyin gelişimi net olarak görülmektedir. Tedavi süresi sadece 6 aydır, hastalar günde toplam 2 saat hidrojen solumuşlardır.

Demans ve Alzheimer Tedavilerimiz

Parkinson Hastalığında Hidrojen

Parkinson hastalığı olan hastalarda, semptomatik tedavi için dopaminin farmakolojik replasmanı ve diğer antiparkinson ilaçları kullanılır.

Ancak bu ilaçların hiçbiri beyinde meydana gelen dejenerasyonu veya hastalığın ilerlemesini durdurmaz veya azaltmaz.

Parkinson hastalığının sebebi tam bilinmemektedir.

Substantia nigra’da artan demir ve lipid peroksidasyonu ve azalmış glutatyon seviyelerine ilişkin bulgular, PH hastalığının gelişiminde giderek artan oksidatif stresin rol oynadığını kuvvetle düşündürmektedir.

Bu nedenle, antioksidan tedavilerin Parkinson hastalığının ilerlemesini yavaşlatabileceği düşünülmüştür.

Moleküler hidrojenin (H2) tıptaki yeri tedavi edici ve önleyici bir antioksidan olarak vurgulanmaktadır. Bu konudaki ilk bilimsel yayından sonra 150’den fazla makale, hayvanlarda yapılan çeşitli araştırmalar da H2’nin etkinliğini doğrulamıştır. Bu nedenle H2 Parkinson hastalığında da araştırılmıştır.

Parkinson hastalığında ilk çalışmalar yayınlandığından beri H2’nin hastalığın başlamasını ya da ilerlemesini önlemek veya ilerlemeyi yavaşlatmak için büyük bir avantaj sağlayabileceğini biliyoruz.

Parkinson Hastalığında Hidrojen Tedavisinin Etkileri Aşağıda Özetlenmektedir:

Hidrojenin deney hayvanlarında dopaminerjik nöronal hücre kaybını azalttığı ve dopamin ürettirdiği gösterilmiştir.

Daha sonra insanlarda yürütülen çift kör çalışmada, 48 hafta boyunca alınan hidrojen tedavisinin Levodopa ile tedavi edilen hastalarda Parkinson hastalığı belirtilerini iyileştirdiği gösterilmiştir.

Araştırmacılar, Levodopa ile tedavi edilmeyen hastaları da içeren daha uzun ve daha geniş ölçekli bir çalışmada bu sonuçları doğrulamışlardır.

15 yıldan beri Parkinson hastası olan 72 yaşında bir hastada 2 saatlik hidrojen soluma tedavisinin etkilerinin kaydedildiği video için tıklayınız>>

Esansiyel Tremor Hastalığında Hidrojen Tedavisi

Moleküler Hidrojen Soluma Tedavisi ile düzelme kaydeden bir Esansiyel Tremor Hastasının video kaydını bu bağlantıdan izleyebilirsiniz: Uyku Terörü ve Esansiyel Tremor Tedavisi

MS Hastalığı ve Moleküler Hidrojen Tedavisi

Moleküler Hidrojen tedavisinin MS (multipl skleroz) gibi mitokondri işlev bozukluklarının rol oynadığı hastalıklarda faydalı olabileceği düşünülmekte çünkü hidrojenin mitokondri işlevlerini düzelttiği görülmüştür.

Kalp Hastalıklarında Hidrojen Tedavisi

H2 inhalasyonunun akut miyokard enfarktüsü, kalp durması ve kan kaybına bağlı şok gibi acil ve kritik bakım ortamlarında iskemi-reperfüzyon hasarı için umut verici bir tedavi seçeneği olduğu gösterilmiştir.

Hidrojen kalp krizi (enfarktüs) sonrasında hemen verilirse kalp kasının geçici olarak kansız kalmasından doğan iskemi-reperfüzyon hasarını önleyebilmektedir. Böylece, miyokard iskemisi sırasında Hidrojen solumak kalp kasındaki infarkt (ölü doku) boyutlarını küçültebilmektedir.

Acil kliniklerine miyokard infarktüsü nedeniyle başvuran hastalarda yapılan klinik araştırmalarda elde edilen başarılı sonuçlar, kalp durması sonrasında bilinç kaybı ile seyreden süreçte diğer tedavilerle birlikte uygulanan hidrojenin zamanla standart bir tedavi haline gelebileceğini düşündürmektedir.

Hipertansiyonda Hidrojen Tedavisi

Araştırmalar başlangıç seviyesinde ve henüz az sayıda yayın bulunuyor ancak araştırmacılar hidrojen solumanın kan basıncını kontrol etmekte faydalı olduğunu buldular. Hidrojen ayrıca hipertansiyondan kaynaklanan böbrek hasarını da önlüyor.

Kan Kaybından Doğan Şoklarda Hidrojen

Hidrojen kan kaybından ötürü gelişen şokun geri dönülemez aşamaya ilerlemesini önleyebilmektedir.

Akciğer Hastalıklarında Hidrojen Tedavisi

Moleküler Hidrojen akut akciğer hasarında koruyucu potansiyeli olan bir tedavi ajan olarak kabul edilmektedir.

Akciğeri koruyucu etkileriyle hidrojen, sepsis sırasında gelişen akut akciğer hasarında hücre ölümünü önlemektedir.

Hidrojen hidroksil radikallerinin üretimini azaltarak akciğerleri hipoksi-reperfüzyon/reoksijenasyon hasarından korur ve enflamatuar süreçleri baskılar.

KOAH hastalığının akut alevlenmesinde oksijen ile birlikte verilen hidrojen soluma tedavisi oksijen soluma tedavisi ile karşılaştırılmış, KOAH hastalığında hidrojen ve oksijenin beraber verilmesinin oksijenden çok daha etkili olduğu görülmüştür.

Hidrojen solumak KOAH ve Astımda akciğer hava yolları enflamasyonunu gidermektedir. Araştırmacılar, hastalar 45 dakika süre ile hidrojen soluduktan hemen sonra yaptıkları testlerde enflamatuar belirteçlerin anlamlı oranda düştüğünü bildirmişlerdir.

Oksijen ile birlikte Hidrojen solunması COViD-19 hastalığında hastalık seyrini ve solunum sıkıntısını hafifletmektedir.

COViD-19 hastalarının hastalık sonrası rehabilitasyonunda hidrojenin akciğerin fiziksel ve solunumsal fonksiyonlarını geri kazanmasında etkili olduğu görülmüştür.

Akciğer Kanserinde Hidrojen Tedavisi

Hidrojen tedavisi anti kanser etkilere sahiptir. Bu özelliği 2024 yılına değin 27 bilimsel araştırmada değerlendirilmiş ve kansere karşı etkileri gösterilmiştir.

İlerlemiş “küçük hücreli olmayan” akciğer kanserinde hidrojen terapi tümörün ilerlemesini kontrol altına almaktadır ve medikasyonun yan etkilerini hafifletebilir.

Karaciğer Hastalıklarında Hidrojen Tedavisi

Hidrojen tedavisi karaciğeri kemoterapiden korur ve karaciğer hastalıklarını iyileştirebilir.

Hidrojen alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı, hepatit, karaciğer tümörleri ve kolo-rektal tümörlerin kemoterapisi sırasında meydana gelen karaciğer fonksiyon bozuklukları gibi pek çok karaciğer hastalığında denenmiş, karaciğeri koruyucu etkileri olduğu görülmüştür.

Hidrojen alkolden bağımsız yağlı karaciğer hastalığında (steatohepatitis) karaciğeri koruyucudur.

Diyabette Hidrojen Tedavisi

hidrojen kan şekeri diyabet insülin direnci şeker hastalığı
Hidrojen diyabet hastalarında ilaç tedavisine nazaran kan şekerini iki kat daha iyi normalleştirir

Bir karaciğer hastalığı olan Tip-2 diyabette, Hidrojen geniş çaplı araştırılmış ve etkili olduğu görülmüştür. 6 ay süren bir araştırmada diyabet ilaçlarına ilaveten verilen hidrojen, şu parametreleri iyileştirerek hidrojen verilmeyen hastalara göre fark yaratmıştır:

  • Kan şekeri kontrolü
  • Lipid metabolizması
  • İnsülin direnci

Diyabet ve kardiometabolik hastalık ve diyabette hidrojenin etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada, düzelen birçok parametrenin yanı sıra iç organ yağlanması, damar içi yağ birikimleri/ateroskleroz, karaciğer yağlanması ve kalp fonksiyonlarında düzelmeler kaydedilmiştir.

6 aylık Hidrojen tedavisinin diyabetiklerde vücut ağırlığının azalmasına da etkili olduğu görülmüştür.

Geniş bilgi için -> İnsülin Direnci ve Diyabette Hidrojen Tedavisi

Böbrek Hastalıklarında Hidrojen Tedavisi

Hidrojenin, solumakla vücuda alınmasıyla beyin dokusundan sonra en çok böbreklerde yoğunlaştığı gösterilmiştir.

Hidrojen otofajiyi aktive ederek böbrek hasarını hafifletir.

Günümüzde, böbrek hasarına yol açan süreçlerde merkezi rol oynayan nedenin demir birikimine bağlı oksidatif süreçler olduğu bilinmektedir.

Hidrojenin hücreleri oksidatif stresten koruduğunun anlaşılmasıyla, böbrek hasarı üzerinde olabilecek etkilerini anlamak amacıyla tasarlanan bir araştırmada hidrojenin sadece oksidatif süreçleri değil, böbreklerdeki demir birikimini de azalttığı görülmüştür.

Cisplatin (sisplatin) gibi böbreklerde biriken ve toksik etki yapan bir kemoterapi tedavisinde görülebilecek böbrek fonksiyon azalması ve hatta böbrek yetmezliğinin önüne geçebilir.

Böbreklerde kristal birikiminin önüne geçerek böbrek taşı oluşumunu engeller, böbrek taşı ile birlikte görülen komplikasyonları tedavi eder.

Kronik Böbrek Yetmezliğinde Hidrojen

Kronik böbrek yetmezliği oksidatif stres ve enflamasyonla seyreden ilerleyici bir süreçtir. Bu süreçte hidrojen tedavisi antioksidan ve antienflamatuar etkileriyle önleyici ve tedavi edicidir.

Hidrojenli Serumlarla Diyaliz

Kronik böbrek yetmezliğinde, içinde hidrojen gazının çözünmüş olduğu periton diyaliz solüsyonu ile yapılan bir çalışmada araştırmacılar hidrojenlenmiş periton diyaliz sıvısının periton mezotelyal hücrelerinde koruyucu etki gösterdiğini ve bu yöntemin periton sertleşmesini önlediğini bulmuşlardır.

Kronik Böbrek Yetmezliğinin son safhasında, diyaliz sıvısına eklenen hidrojen gazı hipertansiyonu kontrol etmekte başarılı bulunmuştur. Hidrojen hipertansiyondan kaynaklanan böbrek hasarını da önler.

Proteinlere bağlanmış indoxyl sulfate gibi toksinlerin kandan temizlenememesi hemodiyalizin önemli bir problemidir. Hidrojen eklenmiş diyaliz sıvıları ile indoksil sülfat albüminden büyük ölçüde ayrılabilmiştir.

Kronik böbrek yetmezliğinin ileri safhalarında meydana gelen oksidatif ve enflamatuar komplikasyonları önlemek üzere diyaliz sıvısına H2 ilave etmek bu komplikasyonları önleyebilir.

Kanser Tedavisinde Hidrojen

Hidrojenin anti-tümör etkiye sahip olduğunu gösteren birden çok araştırmanın sonucunda hidrojen bir anti-tümör ajan olarak kabul edilmektedir. Anti-tümör etki şu anlama gelmektedir: Hidrojen kanseri hem önler hem tedavi eder.

Bu etkinin, oksidatif-antioksidatif dengeyi düzeltmesi ve enflamatuar süreçleri baskılaması üzerinden olduğu bilinmektedir.

Hidrojen solumanın bağışıklığı güçlendirici etkileri üzerinden de kanser hastalarında klinik düzelme sağladığı gösterilmiştir.

Moleküler hidrojenin yumurtalık kanseri üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada elde edilen sonuçlar, hidrojenin kanser kök hücrelerinin çoğalmasını da baskılayarak anti-tümör etkiler göstermekte olduğuna işaret etmiştir.

Yakın zamanda elde edilen bilgiler, hidrojenin kanserli genlerin ekspresyonunu önlediğini göstermektedir.

Moleküler hidrojen solumak akciğer kanserinin ilerlemesini önlemektedir.

Radyoterapi İle Birlikte Hidrojen Tedavisi

Hidrojen bir “yeni sınıf radyoprotektif ajan” olarak kabul edilmektedir. Radyoterapinin dokulara zarar vermesini önler.

Moleküler hidrojen radyoterapi sırasında meydana gelen radyasyon zararlarını hafifletmektedir.

Hidrojen ile tedavi edilen safrakesesi metastatik kanserinde elde edilen iyileşme vaka raporu olarak yayınlanmıştır.

Safra kesesi kanserinin karaciğer ve batında yaptığı metastazlar için başka hiçbir anti-tümör tedavi almayan 72 yaşındaki hasta 3 ay sonra normal test sonuçları ile ve tümörleri küçülerek günlük hayatına dönmüştür.

Kemoterapi İle Birlikte Hidrojen Tedavisi

İlerlemiş akciğer kanserinde hidrojen terapinin kemoterapinin yan etkilerini hafiflettiği gösterilmiştir.

Deri Hastalıklarında ve Cilt Güzelliğinde Hidrojen

Hem deri hastalıklarının gelişim sürecinde, hem de cilt yaşlanmasında oksidatif stres ve buna bağlı lipid peroksidasyonu tespit edilmiştir.

Oksidatif stresi azaltan bir tedavi ajanı olarak hidrojen cilt hastalıklarını tedavi etmek kadar, cildi yaşlanmanın etkilerinden korumakta ve cilt güzelliğinde de etkilidir.

3 ay hidrojen tedavisinin ciltteki yaşlanma belirtilerini ileri derecede hafiflettiği gösterilmiştir

anti aging gençlik aşısı hidrojen tedavisi cilt yaşlanması

daha fazla görsel için tıklayınız

Tıklayınız -> Gençlik İçin Hidrojen Terapi

Sepsis – Çoklu Organ Yetmezliğinde Hidrojen Tedavisi

Sepsis vücutta kan yoluyla yayılan yaygın enfeksiyon demektir. Hastanın enfeksiyona yanıtı yetersiz olduğunda çoklu organ yetmezliği gelişir. Sepsis kritik hastalığı olanlarda ölümün ana nedenidir ve tedavisi yoktur.

Hidrojen tedavisinin, sepsisin neden olduğu çoklu organ hasarlarını etkili bir şekilde iyileştirebilen biyolojik etkilere sahip olduğu anlaşılmıştır.

Çoklu organ yetmezliğini tedavi edici hidrojen etkilerinin muhtemelen anti-enflamatuar, anti-oksidan, anti-apoptozis, ayrıca otofajinin düzenlenmesi ve çoklu sinyal yollarıyla ilişkili olarak düşünülmektedir.

Sinir Ağrılarında Hidrojen Tedavisi

Nöropatik ağrı çok az sayıda ağrı kesicinin kontrol edebildiği, kronik ve tedavisi zor bir ağrı türüdür. Altta yatan sebep hücrelerin otofaji sürecinin bozulmasıdır.

Hidrojen tedavisi nöropatik ağrı modelindeki allodinia (normalde ağrı uyandırmayacak bir uyaranla başlayan ağrı) ve hiperaljeziyi geçirmektedir. Bunun otofaji süreçlerini başlatmasıyla mümkün olabileceği düşünülmektedir.

Hiperbarik Oksijen Terapisi (HBO) komplikasyonlarında Hidrojen

Hidrojen soluma tedavisinin HBO sırasında meydana gelen oksijen toksisitesini hafiflettiği gösterilmiştir.

Hidrojen tedavisi konusundaki bilimsel gelişmeler için tıklayınız

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir