İnfüzyon Tedavileri

Kliniğimizde vücudu güçlendirici, bağışıklık sistemini dengeleyici, diyabet vb kronik hastalıkları önleyici ve kemoterapinin yan etkilerini azaltmak üzere, damar yoluyla antioksidan tedaviler verilmektedir.

İnfüzyon Tedavileri Nedir, Ne işe Yarar?

Serum verilerek yapılan tedavilere infüzyon tedavisi denir. Damar yoluyla tedavi anlamına gelen “İntra Venöz Tedavi” de denebilir.

B1 Vitamini, B6 Vitamini, B-Kompleks vitaminleri, Biotin, Glutatyon, Selenyum, Yüksek-doz C Vitamini tedavisi (Mega doz C), Çinko, Folik asit, Magnezyum, Resveratrol gibi birçok takviye serum içinde damar yoluyla verilerek gerek hastalıklarda gerekse bağışıklığı güçlendirmek amacıyla tedaviler yapılmaktadır.

Neden Serumla Vitamin-Mineral Tedavisi Almalıyım?

  • Uzun bir hastalıktan yeni kalktıysanız

  • Ameliyat sonrası nekahat döneminde iseniz

  • Kemoterapi alacak iseniz

  • Kemoterapi aldı iseniz

  • Kemoterapi almakta iseniz

  • Zihninizi toparlamakta zorluk çekiyorsanız

  • Ne kadar geç uyansanız da sabahları yataktan zor kalkıyorsanız

  • Saçlarınız dökülüyor veya tırnaklarınız kırılıyorsa

  • Sık sık hastalanıyorsanız

  • Kronik bir hastalık nedeniyle uzun süre ilaç kullanmanız gerektiyse

  • Cilt sorunlarınız varsa

  • Çeşitli ilaçlar kullanmanıza rağmen geçmeyen yakınmalarınız varsa

  • Sizi zihinsel ya da fiziksel olarak yoran, aşırı aktivite gerektiren bir dönemden yeni çıktıysanız

  • Önemli bir spor karşılaşmasına hazırlanıyorsanız

  • Önemli bir sınava hazırlanıyorsanız

  • Depresif duygu durumunda iseniz

Vücudunuzda ağır metal vb toksinler bulunuyor olabilir, vitamin-mineral veya antioksidan desteğine ihtiyacınız olabilir. Bunları takviye etmenin en hızlı yolu serum içinde damardan almaktır. Bu sayede olabilecek mide yan etkileri ile de hiç karşılaşmamış olursunuz.

Glutatyon Nedir, Ne işe Yarar?

Glutatyon karaciğerimiz tarafından üretilen bir antioksidandır. Vücuttaki tüm hücrelerde bulunur. Glutatyon organizmada oksijen radikallerinin ve çeşitli toksik maddelerin detoksifiye edilmesinde görev alır. Serbest radikalleri nötralize eder, toksinleri tehlikesiz hale getirir.

Glutatyon çoğu serbest radikalleri parçaladığı gibi, ayrıca;

  • DNA’nın yapımında kullanılır
  • Bağışıklığı destekler
  • Nöroprotektif (sinir hücresi hasarlanmasını önleyici) etkileri görülmüştür
  • Bazı enzimlerin işlev görmesinde yardımcıdır
  • Serbest radikallerin hücreye zarar vermesinin önüne geçer
  • Oksitlenmiş C ve E vitaminlerinin geri dönüşümünü sağlar
  • Cıvanın beyin hücrelerinden dışarı taşınmasını sağlar
  • Karaciğerin yağlardan enerji elde etme sürecini destekler
  • Yıpranmış hücrelerin yerlerini genç hücrelere bırakmasında rol oynar
  • Sperm hücrelerinin üretiminde önemli rol oynar

Serum yoluyla Glutatyon Takviyesine Neden Gerek Vardır?

Araştırmacılar Glutatyon düzeylerinde azalma ile bazı hastalıklar arasında ilişki tespit etmişlerdir.

Azalmış Glutatyon düzeylerini damar yoluyla yapılan tedavilerle yükseltmek gerekebilmektedir.

Ağız yoluyla yapılan tedavilerde yeterli emilim sağlanamayışı nedeniyle beklenen etkiler gerçekleşmemektedir. Bazı ülkelerde burundan alınan, solunabilen formları da mevcuttur.

Başka bir seçenek ise karaciğerde Glutatyon üretimini uyaracak takviyeler almak ve buna uygun beslenme modelleri uygulamaktır.

Glutatyon Hangi Durumlarda ve Hastalıklarda Uygulanır?

  • Parkinson hastalığı
  • Huntington hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar (Alzheimer hastalığı ve demans/bunama ile seyreden diğer hastalıklar, Ataxia, Motor nöron hastalığı, Multiple sistem atrofisi, Progresif Supranüklear Palsi)
  • Kemoterapi toksisitesi
  • Hemodiyaliz hastalarında görülen kansızlık
  • Baypas cerrahisi sonrasında görülen böbrek işlev bozuklukları
  • Damar sertliği
  • Diyabet
  • İlaçlara iyi cevap vermeyen hipertansiyon
  • Erkeklerde görülen kısırlık

Glutatyon yukarıda sayılan hastalıkların dışında oksidatif stres süreçlerinin yol açtığı sinir hasarı ile seyreden bazı hastalıklarda da (MS, ALS) genel durumu iyileştirmek amacıyla kullanılmakta ise de, tedavi edici bir ajan olarak değerlendirilmesi halen devam etmektedir.

Glutatyon tedavisine seçenek olarak Ozonterapi ve vücudun Glutatyon üretimini artırmak üzere özel beslenme programlarına da başvurulabilir.

Aşağıdaki durumlarda Glutatyon tedavisinin etkileri sınırlı olabilir:

  • Sigara içmek
  • Hareketsizlik
  • Aşırı kalorili beslenme
  • Temel besin maddelerinden fakir bir beslenme (vitamin-mineral eksikliği)

Glutatyon Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Glutatyon serum içinde damara verilerek uygulanır

İntravenöz (damar yoluyla) Glutatyon tedavisi arka arkaya yapılan bir seri uygulamadan oluşur.

Hastanın ihtiyacına göre belli sayıda tedaviden sonra bir kür tamamlanmış olur.

Her bir kür kendi içinde tam bir tedavidir. Ancak tedavinin etkilerinin devam etmesi isteniyorsa bu kürlerin belli aralıklarla tekrar gerekebilir.

Bazı durumlarda tedavinin yüksek doz C vitamini, Alfa Lipoik Asit, Resveratrol, çeşitli B vitamini kürleri ve günlük yaşam alışkanlıklarının düzenlendiği belli detoks programları ile desteklenmesi gerekebilir.

Glutatyon Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Damar yoluyla yapılan bütün tedavileri ortak riskleri burada da mevcuttur:

  • Enjeksiyon yerinde oluşabilecek acı/ağrı/morarma
  • Alerjik reaksiyonlar
  • Kan basıncı değişiklikleri
  • Grip benzeri belirtiler

Muhtemel yan etkilerin çoğu hücrelerde cıva ve diğer ağır metallerin bulunduğu kişilerde bu metallerin hücreden atılarak kan dolaşımına geçmesi ile açıklanmaktadır. Bu nedenle terapiden önce kan veya hücre içi ağır metal düzeylerinin tespit edilmesi önerilir.

Tedavi test sonuçlarına göre planlanacak olursa söz konusu riskler azalır.

Kan testlerinde düşük ya da sıfır ağır metal düzeyleri görülmüş olması risklerin görülmeyeceği anlamına gelmez zira hiçbir kan testi karaciğerden biyopsi ile alınan doku örneğinin yerine geçmez, ancak bir fikir verir.

Eğer hastanın sağlık geçmişinde böbrek hastalığı varsa veya laboratuvar testleri azalmış böbrek fonksiyonuna işaret ediyorsa glutatyon tedavisine başlamadan önce testler tekrarlanmalıdır.

Gebelerde araştırma olmadığından, gebelikte IV Glutatyon tedavisi önerilmez.

Yüksek Doz C Vitamini Nedir, Ne işe Yarar?

C vitamini yaşamsal öneme sahip bir vitamindir. C vitamini bir antioksidan, anti-enflamatuar, antikoagülan, bağışıklık güçlendirici, ayrıca noradrenalin ve vazopressin sentezi uyarıcısıdır. C vitamini kolajen sentezi için şarttır.

Kritik hastalığı olanlarda plazma vitamin C seviyeleri çok düşüktür. Bunun nedeni kronik hastalık süreçlerinde artan metabolik dönüşümdür.

C vitamini güçlü bir antioksidandır. Oksidatif stres hakimiyetinde seyreden hastalıklarda antioksidan desteği hayati önem taşımaktadır. Yüksek doz C vitamini tedavisi bu ihtiyaçtan doğmuştur.

C vitamininin bağırsaktan emiliminde bir sınır olduğundan, yüksek plazma C vitamini seviyeleri sağlamak için damar yoluyla uygulama gereklidir.

Bu tedavide 7,5 gramdan başlayarak 15 veya 30 gram C vitamini serum içinde yavaş damla şeklinde verilir.

Olumlu etkilerini hemen gösteren tedavi hastalıklar dışında pek çok ihtiyaç durumunda da uygulanır.

Yüksek Doz C Vitaminin Faydaları Nedir?

  • Kronik yorgunluğu giderir

  • Uzun uçak yolculukları, aşırı çalışmak gibi sebeplerden oluşan yorgunluğu giderir

  • Karaciğere destek olur

  • Hastalık belirtilerini yatıştırır

  • Bağışıklığı güçlendirir

  • Yara iyileşmesini hızlandırır

  • Kronik idrar yolu enfeksiyonlarında yardımcı tedavi olarak değerlidir

  • Diyabet komplikasyonlarından korunmak için faydalıdır

  • Kalp hastalığında tedaviyi destekler

  • İlaçlara iyi cevap vermeyen hipertansiyon tedavisinde faydalıdır

  • Anti-tümör etkileri vardır, kanserli hücrelere toksik etki gösterir

  • Kemoterapinin yan etkilerini hafifletmekte etkilidir

  • Yanık tedavilerinde çok faydalıdır.

Yüksek Doz C Vitamini nasıl etki gösterir?

C vitamini antioksidan etkilere sahiptir. Serbest radikalleri etkisiz hale getirerek hücre içindeki oksidatif stresi azaltır.

Yüksek Doz C Vitamini Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

  • Diyabet

  • Kanser

  • Karaciğer, Pankreas hastalıkları

  • Kalp hastalıkları

  • Beyin hastalıkları (MS, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, tümörler vb) ve koma

  • Akciğer hastalıkları

  • Böbrek hastalıkları

  • Kronik dejeneratif hastalıklar

  • Viral hastalıklar (COVID-19 dahil)

Yüksek Doz C Vitamininin Zararları Nelerdir?

Yavaş damla yöntemiyle uygulandığı müddetçe hiçbir zararı yoktur.

Alfa Lipoik Asit Nedir, Ne işe Yarar?

Alfa Lipoik Asit bir antioksidandır. Hücrelerdeki oksitleyici (paslandırıcı) süreçleri tersine çevirir.

Böylece diyabet komplikasyonlarını önlemek, hücrelerin toksinlerini temizlemek ve anti-aging amacıyla yaygın kullanımı vardır. Diyabet cemiyetleri tarafından diyabet tedavisinde standart kullanımı önerilmektedir.

Alfa Lipoik Asit Vücutta Nasıl Etki Gösterir?

  • Karaciğer hücrelerinde birikmiş toksik maddelerin atılmasını sağlar.

  • Vücudun antioksidan üretimini uyarır; glutatyon ve koenzim Q-10 üretimi artar

  • C ve E vitaminlerinin vücuttaki metabolik süreçlerde geri dönüşümünü sağlar

  • Vücutta rejenerasyon (yenilenme) başlatır.

  • Damarların genç kalmasını sağlar

  • Cıva, Aluminyum ve Kadmiyum başta olmak üzere ağır metal detoksu başlatır

  • Barsak florasında Biotin üretimini destekler

Alfa Lipoik Asit En Çok Hangi Organlara Faydalıdır?

Karaciğer, Kalp, Beyin, Gözler, Böbrekler ve Damarlar

Alfa Lipoik Asit Hangi Hastalıklarda Faydalıdır?

  • Diyabet (Kan şekerini kontrol etmekte faydalıdır) ve komplikasyonlarını önlemekte ve tedavisinde

  • İnsülin direncini kontrol etmekte ve diyabete dönüşmesini önlemekte

  • Kronik dejeneratif hastalıkları önlemekte ve tedavilerde

  • Glokom, katarakt gibi göz hastalıklarında

  • Diyabetik nöropatiyi önlemekte ve tedavisinde

  • Beyni oksidatif hasardan koruyarak çeşitli nörolojik bozuklukları önlemekte ve tedavisinde

  • Arsenik zehirlenmelerinde etkilidir

  • Radyasyon hasarını önlemekte ve tedavisinde kullanılır

Alfa Lipoik Asit Bağışıklığa Etkili midir?

Karaciğer başta olmak üzere hücrelere toksin attıran ve antioksidan, yenileyici etkiler gösteren bir madde olarak Alfa Lipoik Asit bağışıklığı da güçlendirir. Bu etkilerinden ötürü HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) ile mücadelede etkili bulunmuştur.

Alfa Lipoik Asitin Kanser Tedavisinde Yeri Var mıdır?

Kalp kasında harabiyet yapan bir kemoterapi ajanı olan Doksorubisin (doxorubicin) kullanımı sırasında Alfa Lipoik asit antioksidan etkileriyle kemoterapi sırasında kalbi koruyucu faydalar sağlayabilmektedir.

Selenyum Nedir Ne işe Yarar?

Selenyum insan vücudunun işleyişi için kritik öneme sahip bir mikro besindir, çünkü vücutta birçok önemli biyokimyasal reaksiyon selenyuma muhtaçtır.

Selenyum anne karnından başlayarak insan vücudunun gelişiminde ve bağışıklıkta en çok önem taşıyan iz elementlerden biridir.

Selenyumun insan ve hayvan beslenmesinde vazgeçilmez bir element olduğu sadece 40 yıl önce anlaşılmıştır.

Selenyumun biyolojik etkileri selenyum ile aminoasitlerin oluşturduğu özel maddeler ile meydana gelir. Örneğin Selenosistein gibi. Selenosistein içeren proteinler SELENOPROTEİNLER olarak adlandırılır. Organizmanın çalışmasında anahtar öneme sahiptirler.

Vücuda en az iki tip selenoprotein gereklidir:

  • Glutatyon sentezinde görevli enzimlerin üretimi için GSH-peroksidazlar (Vücudun en güçlü antioksidanını üretirler)

  • Tiroid hormonu T3’ün üretimi için deiyodinazlar (Vücudun en önemli metabolik hormonunu üretirler)

Tiroid T4 hormonunu üretir ama T4 aktif bir hormon değildir. Deionidazlar T4’den bir iyot atomu çıkardıklarında oluşan T3 ise aktiftir ve bütün metabolik etkileri T4 değil, T3 gerçekleştirir.

Günde Ne Kadar Selenyum Almalıyız?

Selenyum enzimlerinin üretimini desteklemek için günde en az 40 mikrogram almalıyız. Kanser riskini azaltmak için ise günde 300 mikrograma çıkmak gerekebilir.

Selenosistein enziminin üretimi için gerekenden daha fazla selenyum almak zararlı olmadığı gibi, kanser riskini azaltıyor gibi görünmektedir.

Selenyum Eksikliği Nasıl Anlaşılır?

Selenyum eksikliği pek çok nedene yorulabilecek sağlıksız bir tablo yaratmakla birlikte özgün bir belirti vermez.

Eğer Selenyum takviyesi almıyorsanız vücudunuzda selenyum eksikliği vardır. Çünkü Türkiye toprakları selenyumdan fakir olduğundan yiyeceklerle yeterli selenyum alamazsınız.

Selenyum eksikliği bağışıklık zayıflığı, enfeksiyon hastalıklarına sık yakalanmak, ve birçok kronik hastalıkla ilişkili bulunmuştur.

Selenyum Eksikliği Neden Olur?

Yeryüzünün Selenyum kaynakları sınırlıdır ve eşit dağılmamıştır. Tarımda kullanılan topraklar da erozyon nedeniyle Selenyum içeriklerini kaybetmektedirler. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu yetersiz Selenyum almaktadır.

Araştırmalar topraktaki Selenyum eksikliğinin İyot eksikliği ile beraber görüldüğünü keşfetmişlerdir. Ülkemizin topraklarında da, iyot eksik olduğu gibi, Selenyum da eksiktir.

69 ülkeden sağlıklı yetişkinlerin kanındaki Selenyum konsantrasyonları beslenmede Selenyum eksikliğinin 21 ülkede oldukça yaygın olduğunu ve 16 ülkede orta derecede yaygın olduğunu göstermektedir (sadece 70 μg Se/L’lik düşük sayılabilecek bir referans değeri kullanılarak).

Selenyum Eksikliğinde Vücutta Neler Olur?

Selenyum yoksunluğu, vücudun antioksidan kalkanlarında ve enerji üretiminde bozulmalara yol açar. Bu bozukluklar klasik anlamda eksiklik belirtilerine yol açmayabilir, ancak vücutta oksidatif stres ve enfeksiyonların neden olduğu sağlık sorunlarına katkıda bulunur.

Vücutta selenyum eksikliği bağışıklık zayıflığı, enfeksiyon hastalıklarına sık yakalanmak, ve birçok kronik hastalıkla ilişkili bulunmuştur.

Selenyum Eksikliğinde Hangi Hastalıklar Görülür?

Selenyum antioksidan özelliklere sahip bir elementtir.

Çünkü yapısında selenyum bulunan GSH-peroksidazlar, hücreyi ve tüm organizmayı her türlü oksidatif hasara karşı koruyan en güçlü antioksidan enzimlerdir.

Gerek bu yüzden, gerekse önemli kimyasal reaksiyonlar Selenyum olmadan gerçekleşmediği için, selenyum eksikliği kanser, kalp hastalığı, viral hastalıklar ve artan oksidatif stres seviyeleri ile seyreden çeşitli hastalıklar için risk faktörüdür.

Pek çok hastalıkta Selenyum eksikliğinin rolü vardır. Örneğin diyabet, kalp-damar hastalıkları, çeşitli bulaşıcı hastalıklar ve muhtemelen astım, kas-sinir hastalıkları, kas distrofisi, eklem hastalıkları, ateroskleroz,

Çinko Nedir, Ne işe Yarar?

Çinko vücut için çok gerekli bir iz elementtir. Karaciğer ve pankreasta önemli metabolik enzimlerin üretimi için bazen yapıtaşı olarak, bazen katalizör olarak gereklidir.

Çinko Eksikliği Neden Olur?

Çinko içeren yiyeceklerin yetersiz tüketimi suçlanmakla beraber, aslında ülkemiz toprakları çinkodan zengindir ve tüketilen her türlü yiyecekte de yeterli çinko vardır. Diyetle alınan süt ve süt ürünlerinin çinko eksikliğinde daha fazla rolü vardır. Süt proteini kazein çinko emilimini azaltır. Kazein en çok peynirde bulunmaktadır.

Çinko Eksikliği Nasıl Anlaşılır?

Belli bir belirti vermemekle beraber, bağışıklığın zayıflaması ve enfeksiyonlara yatkınlık, alerjiler, cilt sorunları, yara iyileşmesinde gecikme, iştahsızlık, depresif duygudurumu çinko eksikliğinin belirtileri olabilmektedir.

Günde Ne Kadar Çinko Almalıyız?

Hayatın ilk 6 ayında çinko gereksinimi çok yüksektir. Günde 3 mg gereklidir. Günlük ihtiyaç 10 yaşına kadar 10 mg, sonrasında 15 mg’dır. Gebelikte çinko ihtiyacı arttığından günde 20 mg önerilir.

Çinko Eksikliğinde Hangi Hastalıklar Görülür?

Çinko vücudumuza pek çok yarar sağlayan önemli bir mineraldir. Sağlıklı bağışıklık için gerekli olan eser elementler arasında yer alır. Vücudu oksidatif strese (= vücutta toksinlerin/ serbest radikallerin miktarının antioksidanlardan fazla olması durumu) karşı korur.

Çinko koku, tat, işitme, görme duyularımızın sağlıklı olması için gereklidir. Çinko vücut yaşlanması ile de direkt etkilidir.

Organ ve dokuların sağlıklı olarak işlevlerini sürdürmesini sağlar.

Yeni hücre yapımını uyarır

Yaşlanma karşıtı etkileri bulunur

Bağışıklık sisteminde oldukça önemli rolü vardır. Yeterli çinko olmadan bağışıklık sistemi düzgün çalışmaz

Grip ve soğuk algınlığına karşı çok etkilidir, farklı bakteri ve virüslerden gelebilecek zararları azaltır.

Cilt sağlığı için gereklidir

Vücuttaki toksinleri etkisiz hale getirir ve ağır metalleri uzaklaştırır

Çinko ağızdan alınabildiği gibi; sindirim sistemindeki olası yan etkileri gözlenmeksizin IV / Damar yolu ile de uygulanabilmektedir. Yukarıda sayılan olumlu etkileri nedeni ile çinko IV terapilerde sıklıkla tercih edilmektedir.

SONUÇ

Kliniğimizde infüzyon tedavilerini genellikle aşağıdaki durumlarda uygulamaktayız:

  • Kronik yorgunluk veya fibromiyalji

  • Diyabet

  • Kalp-damar hastalıkları

  • İnme

  • Kronik ağrılar

  • Kanser tedavisi

  • Kemoterapinin yan etkilerini azaltmak için, aynı zamanda veya öncesi/sonrasında

  • MS, Alzheimer hastalığı, Romatoid artrit, Parkinson hastalığı, Hashimoto hastalığı, Diyabet, Kas distrofisi, Artrit, Eklem kireçlenmesi, Myastenia gravis vb birçok kronik dejeneratif hastalıkların tedavisi sırasında destekleyici tedavi olarak

  • Aşırı unutkanlık ve dalgınlıkta, depresif durumlarda

  • Bunama belirtileri ilk ortaya çıktığında

  • Ağır geçirilmiş enfeksiyonlardan sonra

  • Bir spor karşılaşması öncesinde

  • Maraton, triatlon, pentatlon gibi uzun süren spor aktivitelerinden sonra

  • Sınavlardan önce

  • Yeme bozukluklarında destek olarak

  • Kıtalar arası uzun uçak yolculuklarından sonra

  • Zehirlenmelerde

Başa dön tuşu