Kalp ve Damar Hastalıklarında Tedavi

Kalp ve Damar Hastalıkları dünyada ve ülkemizde en çok ölüme yol açan hastalıklardır. Dünyada tüm ölümlerin yüzde 32’si, Türkiye’de ise yaklaşık yüzde 40’ı kalp ve damar hastalıklarındandır.

2019 Yılı TÜİK verilerine göre, tüm hastalıklardan ölümlerin yarısını kalp-damar hastalıkları oluşturmaktadır. Bu ölümlerin üçte biri 70 yaş altında meydana gelmektedir.

Ülkemizde kalp-damar hastalıklarından ölümün, tüm hastalıklardan ölüme oranı her yıl artmaktadır.

Kalp ve Damar Hastalıkları Nelerdir?

Doğuştan olmayan kalp hastalıkları ve damar hastalıkları şunlardır:

Koroner kalp hastalığı, serebrovasküler hastalık (beyin damarı hastalığı), kapak hastalıkları, örneğin romatizmal kalp hastalığı, endokardit ve miyokarditler, ayrıca çevre (periferik) damar hastalıklarını içerir.

Kalp hastalıklarında belirti olarak göğüs ağrısı, kalp ritmi sorunları (çarpıntı, nabız düzensizlikleri, aritmiler, taşikardi), çabuk yorulma, nefes darlığı ve ödem, enfeksiyonlarda ateş-terleme olabilir.

Kalp ve Damar Hastalıklarını Önlemek İçin Ne Yapabiliriz?

Gelişmiş ülkelerde, bilinçlenen kitleler risk faktörlerini azaltarak ölüm oranında da azalma sağlamıştır. Tedaviler ölümleri yüzde 42 azaltırken, risk faktörlerini azaltmak yüzde 58 azalma sağlayabilmektedir.
Risk faktörlerini azaltmak mümkündür çünkü kalp hastalığı ve felç için en önemli risk faktörleri davranışsal faktörlerdir:

  • Sağlıksız beslenme
    • Vücudun ihtiyaçlarını aşan miktarlarda besin tüketimi
    • Sık sık yemek yeme (ara öğün, atıştırma vb)
    • Şeker tüketimi
    • Aşırı yağ tüketimi
    • Aşırı hayvansal gıda tüketimi
  • Hareketsiz yaşam
  • Sigara vb tütün kullanımı
  • Alkol kullanımı (sosyal içicilik dahil)

Sayılan risk faktörleri insülin direncine yol açabilir veya zaten var olan sendromu kötüleştirebilir.

Böylece, kan basıncının yükselmesi, kan şekerinin yükselmesi, kan yağlarının yükselmesi, damarların ve kalp yapılarının bozulmasına yol açacaktır.

Bu zeminde iskemik kalp hastalıkları ve kapak hastalıkları, beyin damarları ile ilgili değişiklikler gelişmeye başlar.

Tütün ve şeker kullanımının bırakılması, hayvansal gıdayı azaltmak, daha fazla sebze ve meyve tüketmek, fiziksel hareketlilik ve alkol tüketmekten kaçınmanın kalp damar hastalığı riskini azalttığı anlaşılmıştır.

Kalp Kapak Hastalığı Nedir, Neden Olur?

Kalpte 4 kapak vardır: Aort kapağı, triküspid kapak, mitral kapak, pulmoner kapak

Bu kapaklar yaş ilerledikçe hasarlanabilir, daralabilir, veya tam kapanamayabilir.

Sonradan oluşan kalp kapak hastalıklarının en sık görülen nedeni fibrokalsifik dejenerasyondur: Kapak kireçlenmesi. Bu hastalıkta kapakçıklarda kalsiyum birikintileri bulunur.

Kapak hastalıklarının nedenleri:

  • Yüksek LDL kolesterol düzeyleri
  • Yüksek serbest yağ asitleri düzeyleri
  • Koroner arter hastalıkları
  • Kalp kası hastalıkları (kardiomyopati)
  • Hipertansiyon
  • Aort anevrizması,
  • Romatizmal ateş (kalp romatizması),
  • Bağ dokusu hastalıkları da kalp kapağı hastalıklarına yol açabilir.

Yukarıda sıralanan durumların çoğu İnsülin Direnci Sendromuya da diğer adı ile metabolik sendrom’a bağlı olarak gelişmektedir.

Kalp kapak hastalıkları dolaşımı bozabilir, oksijenden zengin kanın dokulara ulaşmasını engelleyebilir, bu arada kalbin kendi beslenmesi de bozulabilir.

Kalp Kapak Hastalıkları Nelerdir?

  • Aort Kapak Darlığı
  • Aort Kapak Yetmezliği
  • Mitral Kapak Darlığı
  • Mitral Kapak Yetmezliği
  • Mitral Kapak Prolapsusu (sarkması)

Kalp Kapak Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Kalp Kapak Hastalığına Yol Açan Mikrobik Nedenler:

1. Endokardit

Boğaz enfeksiyonu sonrasında kalbin iç yüzeyinde iltihaplanma nedeniyle kapak hastalıkları gelişebilir. Bu hastalığa Romatizmal ateş / Kalp romatizması veya Endokardit denir.

Sebep çoğunlukla Streptokok-A olarak gösterilmiştir. Hastalığa aslında bakteriyi enfekte eden virüslere (bakteriyofajlar) karşı gelişen bağışıklık yanıtı yol açar. Bu yüzden romatizmal hastalık olarak anılır.

Bağışıklık sisteminin virüslere saldırıları kapak dokusunda hasara yol açar (viral enflamasyon). Bu sırada böbreklerde Glomerulonefrit de gelişebilir.

Endokardit, mitral yetersizliği kadınlarda daha çok belirti verir (göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, kan tükürme veya ağızdan kan gelmesi).

Biküspit aort kapak hastalıkları erkeklerde 3 kat daha fazla görülür.

2. Kalp kası hastalıkları (kardiyomiyopati)

Kalp kasının zayıflaması ile, kalınlaşması ile veya sertleşmesi ile karakterize hastalıklardır.

3. Fibrokalsifik dejenerasyon

4. Hipertansiyon

5. Mitral Kapak Prolapsusu

6. Kapak anulus genişlemesi (aort anevrizması, bağ doku hastalıkları)

Fibrokalsifik Dejenerasyon Nedir?

  • Fibrokalsifik dejenerasyon, bağ dokusunun kireçlenmesine bağlı bozulma demektir.
  • Bu hastalıkta kapakçık yapılarında kireç çökelmeleri görülür. Genellikle 65 yaş civarında belirti verir.
  • Çoğunlukla aort kapağında darlık yapar.

Mitral Kapak Prolapsusu Nedir?

Mitral kapak sol kalpte, karıncık ile kulakçık arasında yer alır. İşlevi önemlidir. Kanı aorta pompalamak üzere kasılan sol karıncığın içinde basınç arttığında, mitral kapakçıkların sımsıkı kapalı olması gerekir. Böylece kan sol kulakçığa geri kaçmayacaktır.

Mitral kapak prolapsusunda, normalde sert bağ dokusundan oluşmuş mitral kapak dokusunda yumuşama ve gevşeme meydana gelir. Bu yapısal bozulma kapağın fonksiyonunu da etkiler ve mitral kapak kapanırken sorunlu kapakçıkta bombeleşme meydana gelir. Buna mitral prolapsus (sarkma) adı verilir.

Kapakçıklarda bombeleşmeye/kabarmaya yol açan neden, sadece kapakçıkların genişlemesi değil, hareketlerini sağlayan iplikçik şeklindeki yapıların zayıflaması, zamanla yer yer kopmasıdır.

Mitral kapak yapılarındaki genişleme ve gevşekliğe yol açan harabiyetler, metabolik sendromda damarlarda görülen yapısal bozuklukların bir parçasıdır. Çünkü kalp iç yüzeyi (endokard) ve kapakçık yapıları, damar sisteminin bir parçasıdır.

Bu durum sol karıncık basıncını düşürdüğü için kan aort damarına iyi bir basınçla pompalanamaz, dolaşım bozuklukları ve buna bağlı nabız düzensizlikleri meydana gelir.

Benzer olmasa da, kanı kol ve bacaklardan kalbe geri taşıyan toplardamarların da iç duvarlarında kapakçıklar vardır ve metabolik sendromda onlar da bozularak venöz yetersizlik olur. Varisler böyle meydana gelir.

Mitral Prolapsus Belirtileri Nelerdir?

Mitral kapak sarkması en çok kadınlarda görülür. Nüfusun geri kalanında görülme sıklığı yüzde 5 iken 20-30 yaş arasında kadınlarda mitral kapak prolapsusu görülme oranı yüzde 35’dir.

Hastalık yaklaşık 25 sene içinde ciddi mitral yetersizliğe neden olur.

Belirtilerin tümü dolaşımın bozulmasına bağlıdır. Dolaşımın bozulması nedeniyle kalbin kendisine, beyne, el ve ayaklara yeterli kan gidemez ve buna bağlı belirtiler ortaya çıkar:

  • Çarpıntı ve diğer nabız düzensizlikleri
  • Efor sırasında halsizlik, çabuk yorulma
  • Baş dönmesi-Bayılma
  • Göğüs ağrısı
  • El ve ayaklarda soğukluk

Belirtilerin çoğu ciddi mitral yetersizlik sonucunda belirginleşir. Bu hastalarda ek olarak ciddi nefes darlığı görülür. Ani ortaya çıkan belirtiler panik atak veya anksiyete olarak tanımlanabilir.

Mitral kapak prolapsusu olanlarda kapak iltihabı sık görülür. İleri vakalarda kalp durması sonucu ani ölümler ve nabız düzensizliklerine bağlı pıhtı embolisi sonucu inme gelişebilir.

Koroner Arter Hastalığı Nedir, Kalp Krizi Nasıl Olur?

Kalbi besleyen damarlara ‘koroner arter’ denir. Kalbin üç ana koroner arteri vardır.

Koroner arter hastalığı, koroner damarların ateroskleroz (damar sertliği) nedeniyle daralması veya tıkanması ile olur.

Erkeklerde kadınlara göre daha erken ve daha sık görülür. Erkeklerde 50-60 yaşlarda, kadınlarda ise 60-70 yaşlarda sıktır.

Kalp krizi, daralan ya da tıkanan bir koroner damarın kan taşıdığı bölgedeki kalp kasının oksijensiz ve besinsiz kalmasına neden olur. Kalp bu yüzden kasılma işlevini tam yerine getiremez.

Kalp krizi sırasında hem kalbin kendisi, hem de beyin yeterince oksijen alamaz ve buna bağlı olarak bu hayati organlarda önemli derecede hücre hasarı olur.

Kalp kası hasarı kalp durması ile sonuçlanabilir (kardiak arest).

Ateroskleroz Nedir?

Ateroskleroz, damarların iç duvarlarında kolesterol ve yağlardan oluşan birikintilerin meydana gelmesine bağlı, damarın sertleşmesidir.

Ateroskleroz karaciğer yağlanmasının başlamasıyla beraber baş gösterir. İnsülin direnci ya da diğer adı ile metabolik sendrom sürecinde hastalık ilerler.

Sonuçta kalp kasını besleyen kan akımında azalma olur. Böylece, anjina (göğüs ağrısı) gelişir. Eğer kan akımı çok azalır veya tamamen kesilirse kalp krizi gelişir.

Kalp Yetmezliği Nedir?

Kalp dakikada 60-80 kere kasılıp gevşeyerek kanı pompalar. Kalp her atışta kanı sadece vücudun en uzak köşelerine dek ulaştırmakla kalmaz, itici gücünün yarattığı etki ile kanın kalbe geri dönüşünü de sağlar. Kalp yetmezliği, kalbin kanı vücutta dolaştırmakta yetersiz olması demektir.

Erkeklerde daha çok koroner damar hastalıkları, kadınlarda ise daha çok hipertansiyon ve kapak hastalıkları kalp yetmezliğine yol açar.

Kalp Damar Hastalıklarının Gerçek Sebebi Nedir?

Ateroskleroz – Aterom Plakları – Damar kireçlenmesi – Damar Sertliği

Ateroskleroz (damar sertliği), kalp-damar hastalığının asıl nedenidir. Ateroskleroz ise insülin direnci ile başlayan MetS (metabolik sendrom) sonucunda gelişir.

Metabolik sendrom, bir grup semptomdan oluşur. Bu semptomlar arasında yüksek kan basıncı, yüksek kan şekeri, göbek bölgesinde aşırı yağlanma ve anormal kolesterol – trigliserit seviyeleri, karaciğer ve yağ dokusunda enflamasyon vardır. Bu faktörlerin her biri damarları bozucu etki yaratır.

Hepatik insülin direnciyle ilgili tüm metabolik anormalliklerin doğrudan veya dolaylı olarak aterosklerozu desteklediği gösterilmiştir.

Kalp-damar hastalıkları süreci, Metabolik Sendrom’a paralel gelişir. Her ikisi de insülin direnci ile aynı zamanda başlar.

Metabolik sendrom, zamanla kalp damar hastalıkları, diyabet ve polikistik over sendromuna yol açar.

Kalp-damar hastalığı sürecinde beslenme yanlışları da önemli rol oynar.

Ateroskleroz gelişimine aşağıdaki faktörler neden olmaktadır:

  • Yüksek kan şekeri
  • Artmış LDL , VLDL kolesterol ve FFA (Serbest yağ asitleri), azalmış HDL düzeyleri
  • Hipertansiyon
  • Enflamasyon (yüksek CRP düzeyleri)

Böylece kalp damar hastalıkları insülin direncinin başlamasıyla beraber, aynı zamanda başlar.

HİPERTANSİYON

Ateroskleroz için en önemli 3 risk faktörü; bozulmuş kan lipid düzeyleri, sigara ve hipertansiyondur.

Örneğin kapak hastalığının en önemli sebeplerinden fibrokalsifik dejenerasyon, tansiyonu sürekli yüksek seyreden veya sık sık tansiyonu yükselenlerde daha çok görülür.

Yüksek tansiyon, hem kalbin önünde bir basınç oluşturarak ve hem de damar sertliğine neden olarak kalp yetmezliğine yol açabilir.

Metabolik Sendromun bir bileşeni olarak; yüksek kan basıncı kalp, beyin, böbrek, göz gibi önemli organ damarlarında hasara neden olarak kalp hastalığı, felç, körlük ve böbrek yetmezliğine yol açar.

YÜKSEK KAN ŞEKERİ

Karaciğerde insülin direnci, kan şekerinin yükselmesine yol açar. Yüksek kan şekeri ise damarların iç duvarında bozulmalar yaratır.

Kan şekeri yüksekliği, sıklık ve süreye bağlı olarak, damar yapısındaki protein ve lipidlerin şekerlenip bozulmasına ve ayrıca hücrelerde oksidatif strese yol açmaktadır.

Ayrıca yüksek kan şekeri LDL’nin kandan temizlenmesini zorlaştırır.

YÜKSEK TRİGLİSERİD, YÜKSEK LDL-KOLESTEROL, YÜKSEK VLDL, YÜKSEK ApoB, DÜŞÜK HDL

Karaciğerde insülin direncinin erken bir komplikasyonu da, ApoB yüksekliği ve şekerlerden yağ üretimi yoluyla VLDL kolesterol üretiminin artmasıdır.

ApoB; kolesterol parçacıklarının yüzeyinde bulunan, ve damarlara zarar veren yağları içeren bir proteindir.

Kan kolesterol düzeyleri normal olsa bile, ApoB düzeyi yüksek ise, kalp-damar hastalığı riski de yüksektir.

VLDL-kolesterol, LDL-kolesterollerin bir çeşididir ve bu kolesterolün kan düzeylerinin artması kalp-damar hastalıkları bakımından LDL-kolesterolden de daha tehlikelidir.

KANDA YÜKSEK FFA (SERBEST YAĞ ASİTLERİ)

İnsülin direncinin erken belirtilerinden biri yağ dokusundan karaciğere serbest yağ asidi akışının artmasıdır.

Serbest yağ asitleri damarların iç duvarında hücre ölümü meydana getirerek hasar oluştururlar. Hasarlanan damarların esnekliği azalır, damar sertliği meydana gelir.

VLDL kolesterollerin içinde saklanan serbest yağ asitleri damarların içinde kireçlenmiş yağlı tabakaların gelişiminde önemli rol oynar. (Ateroskleroz). Kireçlenmiş yağlı plaklar damarın içinde büyüyerek damarı daraltır, kan akımını azaltırlar.

FFA (Serbest Yağ Asitleri) kalp kasına da zarar verir.

Serbest Yağ Asidi (FFA) kan düzeyleri, koroner arter hastalığı olanlarda kalp-damar hastalığından ölüm ihtimalini hesaplamakta kullanılan önemli bir göstergedir.

İÇ YAĞLANMA

Göbek bölgesinde iç yağlanma kronik enflamasyon yaratarak karaciğerde insülin direncini kötüleştirir.

ENFLAMASYON

CRP C-reaktif protein demektir ve karaciğerde üretilir. Yüksekliği yüksek kalp damar hastalığı riski ile ilişkilidir.

CRP ayrıca endotel hücrelerinde PAI-1 ve adezyon moleküllerinin ekspresyonunu artırarak, nitrik oksit oluşumunu inhibe ederek ve makrofajlara LDL alımını artırarak aterosklerozu hızlandırabilir.

Damar iç duvarının yapısı bozulduğunda nitrik oksit üretemez ve damarların esneme-gevşeme yeteneği bozulur. Bu bozulma da ateroskleroz gelişimine katkıda bulunur.

OBEZİTE ve DİYABET

Obezite ve diyabet, ateroskleroz için bağımsız risk faktörleridir.

Kalp ve Damar Hastalıkları Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tedaviler nedene yönelik olarak düzenlenir. Hastalığın ilk tespit edildiği aşama tedavi yaklaşımını da belirler.

Kapak hastalıklarını tedavisinde beta bloker denilen, kalbi yavaşlatan ve kalp kaslarının kasılmasını zayıflatan, bu sırada vücuttaki tüm damarları genişleten ilaçlar ve ayrıca sakinleştiriciler reçete edilir.

İleri vakalarda ameliyatla mitral kapak onarımı yapılır veya protez kapak ile değiştirilir.

Endokarditlerde antibiyotik tedavisi uygulanır.

Koroner hastalıkta risk faktörlerini düşürmek en doğru tedavidir. Çoğu risk faktörü davranışsal nedenlere dayandığından, sonuçta kişinin kontrolündedirler.

Koroner Arter Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Koroner hastalıkta, ilk aşamalarda geri dönüş mümkündür.

Sorun çoğunlukla insülin direnci ya da, başka bir deyişle metabolik sendroma bağlı olarak gelişir.

Beslenme önerilerine uyularak insülin direncinin kontrol altına alınması halinde hastalığın ilerlemesi önlenebilir.

Örneğin şeker ve alkol tüketimi, yağlı beslenme, hayvansal gıda ağırlıklı beslenme, sigara kullanımı, öğün araları gibi insülin direncini besleyen yeme alışkanlıkları koroner hastalığın ilerlemesine yol açar.

Bu faktörleri göz önünde bulundurarak beslenmeyi değiştirmek ise hastalığı durduracak, hatta geriletecektir.

Bu aşamada yapılacak olan ozon tedavisi hastalığın önünü alacaktır. Ancak beslenme alışkanlıklarını değiştirmek yine de şarttır.

Beslenmeyi değiştirmemek halinde hastalık ikinci aşamaya ilerler ve koroner arter darlıkları kalp kasının yeterince beslenememesine yol açar. Oksijensiz kalan kalp kası ağrı verir: Anjina pektoris (göğüs ağrısı)

Koroner damar darlıklarına bağlı aciliyet gösteren durumlarda damar içine stent ve balon yerleştirerek tıkanıklık açılmaya çalışılır veya damarın tıkalı kısmı çıkarılarak, oraya vücudun başka bir yerinden alınan damar yerleştirilir (Bypass/baypas ameliyatı).

Kalp ve Damar Hastalıklarında Ozon Tedavisi

Kalp ve Damar Hastalıklarında Ozon Tedavisi hem önleyici, hem tedavi edici etkilere sahiptir.

Ozon tedavisi, hem metabolik sendromu iyileştirerek; hem damarlara, kan basıncına ve kan dolaşımına doğrudan etkileri ile kalp-damar hastalıklarında iyileştirici etkiler gösterir:

  • Kan basıncını normalleştirir.
  • Nitrik Oksit üretimini artırarak damarlara yeniden esneklik kazandırır. Bu etkisi damar sertliği ölçümlerinde görülebilir, kan basıncı ölçümleri ile anlaşılabilir.
  • Damar kireçlenmesi olan orta ve küçük boy arterlerdeki tıkayıcı plakların küçülerek damarların açılmasını sağlar
  • Kılcal damar ağını zenginleştirir
  • Oksijen alamayan kalp kasında yeni kılcal damar ağı oluşturarak iskemik kalp hastalığında (koroner arter hastalığı) kalbin atım gücünü yeniden kazandırır
  • Anjina (göğüs ağrısı) ataklarını önler
  • Kalbin egzersiz performansını artırır
  • Anti-enflamatuar etkileri ile damar sertliğini iyileştirir
  • Glutatyon üretimini ve hücrelerin antioksidan kapasitesini yükseltici etkileriyle damarı yıpratan serbest radikal hasarını azaltır
  • VLDL, LDL-Kolesterol ve Trigliseridleri düşürerek kan yağlarını dengeler
  • Kanın oksijen taşıma kapasitesini artırır
  • Karaciğer insülin metabolizmasını iyileştirerek insülin direncini hafifletir, kan şekeri düzeylerinin kontrol altına alınmasını kolaylaştırır
  • Karaciğerin yağ yakma kapasitesini artırır
  • Koroner arter hastalığında oksidatif stres indeksini azaltır
  • Ağrı ataklarını azaltır
  • Kalbin egzersiz toleransını artırır
  • Kalbe dolan kan miktarını artırır (kardiyak volüm artışı)
  • Kalbin pompaladığı kan miktarını artırır (atım hacminde artış)
  • Aritmi nöbetlerinin süresinde kısalma meydana gelir
  • Kalp kasılma gücü iyileşir
  • Ejeksiyon Fraksiyonu (EF) artar

Ozon Tedavisi Uygulanan Kalp ve Damar Hastalıkları

  • Hipertansiyon
  • Koroner Hastalık
  • Kalp Yetmezliği
  • Kalp ritm bozukluğu (Aritmi)
  • Bacak damarlarının tıkanması

Kalp ve Damar Hastalıklarında Ozon Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Temel uygulama kan yoluyla yapılır. Damardan 100-200 ml kan alınarak, kapalı sistemde kanın içerisinden ozon karışımı geçirilir ve bu kan kısa süre içinde damara geri verilir.

Gerektiğinde başka yöntemler de tedaviye eklenebilir.

Kalp ve Damar Hastalıklarında Hidrojen Tedavisi

Hidrojen tedavisi nispeten yeni bir tedavidir. Japonya’da tam teşekküllü devlet hastaneleri acil servisleri ve yoğun bakım ünitelerinde, kalp krizi ve inme durumunda acil müdahale tedavisi olarak 15 yıldan beri uygulanmaktadır.

  • Oksidatif stres altındaki hücrelerde hücre ölümünü ANINDA engeller.
  • Kılcal dolaşımı ANINDA iyileştirir
  • Hipertansiyonu önler
  • Enfarktüs sonrasında gecikmeden alınan hidrojen kalp ve beyin hücrelerinde oksijensiz kalmaktan ötürü gerçekleşecek hücre ölümlerini durdurur, organ hasarlarını önler

Kalp ve Damar Hastalıklarında Hidrojen Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Hidrojen tedavisi soluma yöntemiyle uygulanır.

Özel bir kokusu olmayan, akciğerleri rahatsız etmeyen, aksine vücutta her dokuya ayrı faydaları olan bu tedavi sırasında hiçbir yan etki oluşmaz.

Tedaviler 1 veya 2 saat sürer.

Kalp ve Damar Hastalıklarında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Her şeyi ilaçlardan beklememek bu hastalıklarda çok önemlidir. Vücudun genel durumunun bozulmasına izin vermeden, erken hareket ederek koruyucu önlemler alınmalı, özellikle günlük yaşam alışkanlıklarında değiştirilmesi gereken ne varsa yapılmalıdır.

Bacak Damar Tıkanıklığında Ozon Tedavisi

Yürüyüş sırasında baldır kaslarında ağrı oluşmasıyla kendini gösteren intermittent klodikasyon (fasılalı bacak ağrısı) da ozon tedavisi ile hızla iyileşen hastalıklar arasındadır.

Bu hastalık damarların kan akışı engellenecek şekilde tıkanmasıyla seyreder.

Bacağı kesilme aşamasına kadar gelmiş olan hastaların en az yarısı ozonterapi ile iyileşebilmektedir.

Temel uygulama kan yoluyla yapılır. Bu yöntemde 100-200 ml kan alınarak, kapalı sistemde içinden oksijen-ozon karışımı geçirilir, ve bu kan kısa süre içinde damara geri verilir.

Bacak damarlarının tıkanıklığında, ayrıca harici ozon tedavisi de uygulanabilir.

Ozon Tedavisinin Yararları Nelerdir?

  • Bağışıklık sistemini harekete geçirir. Lökosit sayısını artırır.
  • Güçlü bir antimikrobik ajandır, virüs, bakteri ve mantarları öldürür veya çoğalmalarını durdurur.
  • Antienflamatuardır, enflamasyonu (iltihabı) durdurur.
  • Hücrelerin detoks kapasitesini artırarak vücuda toksin attırır.
  • Vücudun antioksidan kapasitesini arttırarak serbest radikal hasarından korur.
  • Ozon, damar elastikiyetini düzelttiği bilinen tek tedavi ajanıdır. Bu etkisi ile damar sertliği ile seyreden aterosklerozu iyileştirir.
  • Kan oksijen düzeylerini yükseltir. Hücrelerin oksijen kullanımında artış sağlar.
  • Mitokondri hasarını onararak hücre enerji üretimini arttırır
  • Kılcal dolaşım bozukluğunu iyileştirir, hipoksik (oksijen alamayan) alanlarda yeni kılcal damarlar oluşmasını sağlar.
  • Kalbin kasılma gücünü artırır, dolaşımı iyileştirir.

Hidrojen Tedavisinin Faydaları Nelerdir?

  • Güçlü anti-enflamatuardır
  • Seçici antioksidandır, en tehlikeli serbest radikalleri etkisizleştirir
  • Stres altındaki hücrelerin ölmesini engeller, böylece doku hasarını ve organ kaybını önler
  • Hasta hücrede sekteye uğramış olan otofaji mekanizmasını harekete geçirir, hücrede yenilenme başlatır (otofaji mekanizması sayesinde hücreler hasta ve yaşlanmış organellerini geri dönüştürür, gençleşirler)
  • Anti-alerjiktir, alerjik hastalıklarda olumlu etkilere sahiptir
  • Kılcal kan dolaşımını iyileştirir
  • Güçlü ağrı giderici etkiye sahiptir

Kalp Yetmezliğinde Ozon Tedavisi

Ozon vücutta oksijenlenme ve doku beslenmesini artırır. Bu etkisini hem kan oksijen içeriğini ve kan dolaşımını iyileştirerek, hem de damarları iyileştirerek gösterir.

Ozon tedavisi sırasında kalp kasının kasılma gücü artar, kan dolaşımı iyileşir.

Kan dolaşımının iyileşmesinde damar elastikiyetinin iyileşmesi kadar, kalp kasının güçlenmesinin de rolü vardır.

Ozon tedavisi böbrek kan akımını artırır, bu etkisiyle de hipertansiyonun kalp yetmezliğindeki olumsuz etkilerinin önüne geçer.

Sık Sorulan Sorular

Ozon tedavisi damar tıkanıklığına iyi gelir mi?

Ozon tedavisi ile tıkanmış damarları açmak mümkündür.

Ozon tedavisinden sonra nelere dikkat edilmeli?

Ozon tedavisi sırasında bol su içmeye ve alkol almamaya dikkat edilmelidir.

Sonuç

Kalp damar hastalıklarında tedavilerimiz iki ana yaklaşıma göre düzenlenmiştir:

Önleyici tedavi: Bu tedavide metabolik sendrom kontrol altına alınarak kalp-damar hastalığı gelişmesi önlenir.

Bu amaçla kişiye özel metabolik detoks beslenme programı düzenlenerek beslenme rehberliği verilir.

Gerektiğinde detoks programları, örneğin karaciğer detoksu programı; ayrıca akupunktur, ozon ve hidrojen tedavisi programa eklenebilir.

Kalp-damar hastalıklarında tedavi: Dolaşımı iyileştirmek, damar hasarını gidermek, metabolik dengeleri ve antioksidan desteği sağlamak üzere ozon tedavisi ve hidrojen tedavisi planlanır. Beslenme yönetimi konusunda destek sağlanır, gerekirse kişiye özel metabolik detoks programı verilir.

Vücut enerji dengelerinin bozulduğu durumlarda akupunktur tedavileri programa eklenebilir.

Ruhsal esenliğin çok önemli olduğu bu hastalıklarda ruhsal detoks tedavileri de önerilebilir.

Başa dön tuşu