Moleküler Hidrojen Terapi

Moleküler Hidrojen (H2) ile yapılan tedaviler günümüzün en ümit verici tedavileri arasında yer alıyor Yan etki profilleri de karşılaştırıldığında, hiç yan etkisi olmayan hidrojen ilk sıraya güvenle yerleşmekte

Araştırmalar

Tıp dünyasının hidrojeni keşfi 1975 yılında derinin skuamoz karsinomunda hidrojen kullanımı ile elde edilen iyileşmeler üzerine oldu. Dole 1975

90’lı yıllarda yapılan çalışmalarla hidrojene ilgi arttı. Cambridge Dunn klinik beslenme merkezinde yapılan bir araştırmada insan kalınbarsağında yaşayan bazı bakterilerin hidrojen ürettiği, bu hidrojenin çoğunun da metan üreten bakteriler tarafından kullanıldığı anlaşıldı. Christl 1992

2007 yılında Nature dergisinde yayınlanan bir bilimsel araştırma ise büyük yankı uyandırdı (Ohsawa 2007) ve pek çok yeni bilimsel çalışmalara esin kaynağı oldu.

Takip eden yıllarda başta Japonya olmak üzere birçok ülkede bilimsel araştırmalar başladı ve günümüzde bu araştırmalara ait yayınların sayıları 1300’ü geçmiş durumda. Hidrojen terapi araştırmaları ve yayınlarının sayısı çığ gibi büyüyor. Aşağıda bunlardan bazıları ile ilgili bilgiler bulacaksınız.

Hidrojen terapinin en çok araştırıldığı hastalıklar; beyin kanaması/beyin enfarktüsü (inme) ve kalp durması sırasında beyin dokusunda iskemi-reperfüzyona bağlı beyin hasarı, Romatoid artrit ve Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) gibi kronik dejeneratif hastalıklar, karaciğer yağlanması ve buna bağlı hastalıklar, kardiyo-metabolik hastalıklar ve kanser (özellikle akciğer kanseri), Parkinson hastalığı ve esansiyel tremor, Demans ve Alzheimer hastalığı, KOAH, Zatürree, Covid-19, viral hastalıklar, göz hastalıkları, nöromüsküler hastalıklar (ALS, MS, Myasthenia gravis, Myositis gibi ilerleyici kas zayıflığı ile seyreden sinir-kas hastalıkları).

Moleküler Hidrojen Tedavisinin Tıptaki Yeri

Klinik araştırmalar hidrojenin acil tıp ve yoğun bakım tıbbı alanlarında miyokard enfarktüsü, kalp ve solunum durması sendromu, beyin enfarktüsü, kontrast maddeye bağlı akut böbrek yetmezliği ve hemorajik şok gibi durumlarda hayat kurtarıcı bir rolü olabileceğine işaret ediyor. Sano 2018

Dr. Ohta ve Dr. Ohsawa’nın yayınından sadece 9 yıl sonra, Kasım 2016’da Japonya sağlık bakanlığı hidrojen soluma tedavisini onayladı ve solumak üzere hidrojen üreten cihazlara “Advanced Medical B” tıbbi cihaz onayı vermeye başladı. Bu tarihlerde Japonya’da araştırma hastanelerinin acil servislerinde kalp krizi ve beyin enfarktüsü/inme nedeniyle hastaneye getirilen hastalara teşhis konmasını takiben derhal hidrojen verilmeye başlanmış bulunuyordu.

Pandemi ile birlikte Japonya’da hidrojen üreten cihazlar ambulanslara yerleştirilmekte çünkü hidrojen, oksijensiz kalmış dokularda meydana gelen hücre ölümlerini önlüyor ve bu tedavi ne kadar erken uygulanırsa organ hasarı da o kadar önleniyor. İnme tedavisinde en önemli faktör tedaviye çabuk ulaşabilmektir ki nörologlar bunu “Zaman Beyindir” şeklinde ifade eder. Çünkü kaybedilen her dakika beyinde milyonlarca hücrenin ölümü demektir.

Çin, Mayıs 2020’de moleküler hidrojen tedavisini KOAH hastalığı ve Covid-19 enfeksiyonu seyri sırasında gelişen pnömoni tedavi protokollerine dahil etti.

Kore ve Tayvan’da da bu yöntem tedavi protokollerine dahil olmuş durumda. Bu ülkeler de Japonya ve Çin ile birlikte, araştırmaların en yoğun  olduğu ülkeler arasında.

Bilimsel araştırmalar halen ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Ukrayna, İsveç, Norveç, Danimarka, Sırbistan, Slovakya, İrlanda dahil pek çok ülkede devam etmekte.

Hidrojen Tedavilerinde Moleküler Hidrojen Gazı Kullanılmaktadır

Moleküler hidrojen karşılıklı birer elektronlarını paylaşan iki hidrojen atomundan meydana gelir. Bu nedenle H2 kısaltması ile anılır. H2 bir gazdır, solumakla alınır veya su içinde nano ve mikro H2 kabarcıkları şeklinde göz damlası olarak veya içme suyu ile birlikte alınır. Serumların içine H2 gazı verilerek damardan uygulamak da mümkündür.

H2 Tedavisinin Etki Mekanizması

  • Çeşitli gen ekspresyonlarını ve protein fosforilasyonlarını regüle eder
  • Antienflamatuar ve Selektif Antioksidandır

Hidrojen, hidroksil radikalleri gibi güçlü oksidanları seçici olarak yok eder, güçlü bir antienflamatuardır ve hücresel metabolizmada gen ekspresyonlarını ve sinyal transdüksiyonunu regüle ederek etki gösterir.

H2 hastalık süreçlerinde esas olarak anti-enflamatuar ve güçlü antioksidan etkiler göstererek rol oynamaktadır. Hidrojenin güçlü ağrı giderici etkisinin temelinde de bu mekanizmanın rol oynadığı düşünülmektedir.H2 bir antioksidan olarak pek çok avantaja sahiptir:

  • Dokulara ve hücrelere hızla yayılır
  • Metabolik redoks reaksiyonlarını etkilemez
  • Hücre sinyalleşmesinde rol oynayan reaktif oksijen türevlerini (ROS) etkilemez

Bu nedenlerden ötürü moleküler hidrojen tedavisi sırasında herhangi bir yan etki oluşmamaktadır ve klinik araştırmalarda da istenmeyen bir yan etki gözlenmemiştir. Ohta 2011 Sim 2020, Slezak 2021

  • Hidrojen anti-apoptotiktir, stres altındaki hücrede apoptozu (hücre ölümü) engeller

  • Hidrojen otofaji mekanizmaları üzerinden hücreleri gençleştirir

H2 güçlü anti-allerjik etkiler de göstermektedir

Hidrojen kılcal kan dolaşımını hızla iyileştirir

Yaşlanma ve yaşlılığa bağlı hastalıklarda Hidrojenin rolü

Yaşlanma, organizma fonksiyonunda zaman içinde ilerleyici düşüş ile seyreden fizyolojik bir süreçtir. Vücuttaki her organı etkiler ve kronik hastalıklar için zemin oluşturur. Moleküler hidrojenin çeşitli organlar üzerinde tedavi edici ve önleyici etkileri vardır. Hidroksil radikallerini doğrudan nötralize ettiği ve peroksinitrit seviyesini düşürdüğü için antioksidan özelliklere sahiptir. Ayrıca birçok antioksidan enzimi ve proteazomu düzenleyen Nrf2 ve HO-1’i de aktive eder. Hidrojen genomik stabiliteyi ve telomerleri korur, hücresel yaşlanmayı yavaşlatır. Hidrojen apoptoz gibi, otofaji gibi yaşlanma ile ilgili tüm hücresel faaliyetleri de etkileyerek, otofajiyi desteklerken apoptozu durdurmakta.

Hidrojen ayrıca nörodejeneratif bozukluklar, kardiyovasküler hastalık, akciğer hastalığı, diyabet ve kanser gibi yaşlanmayla ilgili çeşitli hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için de kullanılabilir Fu 2022.

Düzenli alınan hidrojen hipertansiyonu düşürebilir mi?

Araştırmalar başlangıç seviyesinde ve henüz az sayıda yayın bulunuyor ancak araştırmacılar hidrojen solumanın kan basıncını kontrol etmekte faydalı olduğunu buldular Sugai 2020.

MS hastalığı ve Moleküler Hidrojen Tedavisi

Moleküler Hidrojen’in MS gibi mitokondri işlev bozukluklarının rol oynadığı hastalıklarda faydalı olabileceği düşünülmekte çünkü mitokondri işlevlerini düzelttiği görülmüştür Ohsawa 2007 Ostojic 2017.

Otofaji ve Moleküler Hidrojen

H2 otofaji süreçlerini desteklemektedir. Otofajinin, iş görmeyen organellerin ortadan kaldırılması ile hücrenin normal fonksiyonlarına kavuşma süreçlerini başlattığı bilinmektedir. Birçok hastalık, örneğin viral enfeksiyonlarla başlayan tahrip edici süreçler hücresel otofaji mekanizmasının işlemez hale gelmesiyle ortaya çıkar. Hidrojen ise bu mekanizmanın dekrar devreye girmesini sağlar. Böylece karaciğer, akciğer, ve böbrek işlev bozukluğu ile seyreden hastalıklarda ve nöropatik ağrılarda hidrojenin tedavi edici değeri olduğu gösterilmiştir. Chen 2019

Nöropatik Ağrılar ve Moleküler Hidrojen

Nöropatik ağrı çok az sayıda ağrı kecinin kontrol edebildiği, kronik ve tedavisi zor bir ağrı türüdür. Altta yatan sebep hücrelerin otofaji sürecinin bozulmasıdır. Hidrojen tedavisi nöropatik ağrı modelindeki allodinia (normalde ağrı uyandırmayacak bir uyaranla başlayan ağrı) ve hiperaljeziyi geçirmektedir. Bunun otofaji süreçlerini başlatmasıyla mümkün olabileceği düşünülmektedir. Wang 2018

Beyin ve Moleküler Hidrojen

Hidrojen tedavisi sinir dokularını koruduğu kanıtlanmış bir tedavidir. Moleküler hidrojen nöroprotektif bir ajan olarak kabul edilmektedir.

Sepsis ile başlayan ensefalopatiler sonrasında ağır bilişsel bozukluk bırakan beyin hastalıklarındandır. Hidrojen sespis ile başlayan sinir hücre enflamasyonunu otofaji başlatıcı etki mekanizmaları üzerinden önlemektedir. Zhuang  2020

Sepsis sırasında kan-beyin bariyerinde (KBB) hasar oluşması beyinde ensefalopati dediğimiz hastalıkları başlatır. Hidrojenin sepsis sırasında KBB geçirgenliğinin artmasını önlediği gösterilmiştir. Dahası, Hidrojen beyindeki enflamasyonu ve sitokin düzeylerini düşürmekte, antioksidan düzeylerini ise yükseltmektedir. Bu sırada beyin sıvısı artışını önlediği ve kognitif fonksiyonların bozulmasını önlediği de gösterilmiştir. Yang 2020

Moleküler Hidrojen’in psikolojik stres üzerinde de olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir. Bu etkileri tedavi sırasında hemen başlamakta ve uzun sürmekte, böylelikle gece uykularının da düzenli ve derin olmasını sağlamaktadır.

Travmatik beyin hasarında uygulanan hidrojen tedavisi sinir hasarını hafifletmekte, beyin ödemini azaltmakta ve nörolojik fonksiyonları daha iyi bir düzeye getirebilmektedir. Li 2020

Oksidatif Stres ve Moleküler Hidrojen’in Antioksidan Etkileri

Kanser, yaşlanma süreçleri ve yaşam biçimi ile ilişkili pek çok hastalığın ana nedeninin oksidatif stres olduğu kabul edilmiştir.

Oksidatif stres kavramını kısaca hücre yapılarında meydana gelen oksitlenmenin hücre metabolizması üzerinde yarattığı stres olarak açıklayabiliriz. Bildiğiniz gibi oksitlenme paslanma anlamına gelmektedir. Örneğin, hücre yapılarındaki lipidlerin oksitlenmesi ise bayatlamış yağların acılaşması kavramı ile açıklanabilir. Bu yağlar artık doğal yapılarını kaybettiklerinden doğal işlevlerini de yerine getirememektedir. Akut oksidatif stres böylece dokularda tahribata yol açar ve vücut faaliyetleri bundan etkilenir. Antioksidanların bu süreçteki tedavi edici etkisi ise sınırlıdır.

Moleküler Hidrojen (H2) oksidatif stresi hem önlemek, hem de tedavi etmek potansiyellerine sahip bir antioksidan olarak düşünülmektedir. Ohsawa 2007

Bugüne dek H2 tedavisinin aşağıdaki hastalıklarda etkili olduğu gösterildi:

Beyin iskemisi/enfarktüsü

(Beyine yeterli kan gitmemesi sonucu beyin infarktüsü ve inme)

Hidrojen beyin dokusu üzerinde koruyucu etki göstermektedir. H2 tedavisi iskemik beyin tahribatında rol oynayan beyin hücre ölümünü azaltmakta ve beyin harabiyetini hafifletmektedir. Hidrojen bu etkisini oksidatif stres süreçlerini ve enflamasyonu baskılayarak göstermektedir. Cai 2008

Oksidatif stres ve nöro-enflamasyon pek çok nörolojik hastalığın sebebidir. Hidrojen serebrovasküler hastalıklarda, nörodejeneratif hastalıklarda ve yenidoğanın beyin hastalıklarında araştırılmıştır. Çoğu beyin hastalığı halen tedavisiz olsa da, araştırmacılar hidrojenin bu hastalıklarda tedavi edici, önleyici, hafifletici etkileri olabileceğini öngörmektedirler. Iketani 2017

Kalp durması sırasında beyne kan gitmemesi sonucu oluşan beyin harabiyetini önlemek üzere uygulanan Hidrojen tedavisinin etkileri şimdiye dek komadaki 360 hasta üzerinde araştırılmış, hidrojenin yeni bir tedavi edici strateji sunduğuna karar verilmiştir. Ümit verici sonuçlar üzerine klinik araştırma devam etmektedir. Cui 2016

Moleküler hidrojen (H2) terapötik bir antioksidan görevi görmektedir. H2 gazının solunması hayvan deneylerinde serebral enfarktüsün iyileştirilmesi için etkili olmuştur. Bu nedenle, insanlarda tedavi edici uygulamalar için, H2 gazının solunmasının etkilerini değerlendirmek için kontrollü bir klinik çalışma yapılmıştır. Sonuç olarak, akut serebral enfarktüslü hastalarda H2 tedavisi güvenli ve etkili bulunmuştur. Bu sonuçlar, H2 gazının yaygın uygulamalar için potansiyel taşıdığını önermektedir. Ono 2017Tamura 2017

Parkinson hastalığında Hidrojen

Parkinson hastalığı olan hastalarda, semptomatik tedavi için dopamin ve diğer antiparkinson ilaçların farmakolojik replasmanı kullanılmıştır. Ancak bu ilaçların hiçbiri beyinde meydana gelen dejenerasyonu veya hastalığın ilerlemesini durdurmaz veya azaltmaz. Substantia nigra’da artan demir ve lipid peroksidasyonu ve azalmış glutatyon seviyelerine ilişkin bulgular, PH hastalığının gelişiminde giderek artan oksidatif stresin rol oynadığını kuvvetle düşündürmektedir. Bu nedenle, antioksidan tedavilerin Parkinson hastalığının ilerlemesini yavaşlatabileceği düşünülmektedir.

Moleküler hidrojenin (H2) tıptaki yeri tedavi edici ve önleyici bir antioksidan olarak vurgulanmıştır. Bu konudaki ilk bilimsel yayından sonra 150’den fazla makale, hayvanlarda yapılan çeşitli araştırmalarda H2’nin etkinliğini doğrulamıştır.

Hidrojenin deney hayvanlarında dopaminerjik nöronal hücre kaybını azalttığı ve dopamin ürettirdiği gösterildikten sonra insanlarda yürütülen çift kör çalışmalarda, 48 hafta boyunca alınan hidrojen tedavisinin levodopa ile tedavi edilen Parkinson hastalarının toplam Birleşik Parkinson Hastalığı Derecelendirme Ölçeğindeki (UPDRS) toplam puanlarını önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermiştir Yoritaka 2013. Araştırmacılar, levodopa ile tedavi edilmeyen hastaları da içeren daha uzun ve daha geniş ölçekli bir çalışmada bu sonuçları doğrulamışlardır Yoritaka 2016.

Parkinson hastalığında ilk çalışmalar yayınlandığından beri H2’nin hastalığın başlamasını ya da ilerlemesini önlemek veya ilerlemeyi yavaşlatmak için büyük bir avantaj sağlayabileceğini biliyoruz Fujita 2011.

15 yıldan beri Parkinson hastası olan 72 yaşında bir hastada 2 saatlik hidrojen soluma tedavisinin etkilerinin kaydedildiği video için tıklayınız>>

Beyin kanamasında moleküler hidrojen

Beyin kanamasında moleküler hidrojen tedavisinin etkilerini araştıran bir çalışmada hidrojen inhalasyonu, intraserebral kanamadan sonra mast hücre aktivasyonunu önleyerek kan-beyin bariyerinin bozulmasını korumuştur (İntraserebral kanamayı takiben mast hücrelerinin aktivasyonu, kan-beyin bariyeri geçirgenliğinin artmasına ve beyin ödemine katkıda bulunmaktadır). Tedaviden kaynaklanan hiçbir yan etki rapor edilmemiştir. Manaenko 2013

Moleküler Hidrojen Soluma Tedavisi ile düzelme kaydeden bir Esansiyel Tremor Hastasının video kaydını bu bağlantıdan izleyebilirsiniz: Uyku Terörü ve Esansiyel Tremor Tedavisinde Moleküler Hidrojen

Kalp ve Hidrojen

Daha önce hayvan modellerinde H2 inhalasyonunun akut miyokard enfarktüsü, kalp durması ve hemorajik şok gibi acil ve kritik bakım ortamlarında iskemi-reperfüzyon hasarı için umut verici bir terapötik seçenek olduğu gösterilmişti. Hidrojen kalp krizi (enfarktüs) sonrasında hemen verilirse kalp kasının geçici olarak kansız kalmasından doğan iskemi-reperfüzyon hasarını önleyebilmektedir. Böylece, miyokard iskemisi sırasında Hidrojen solumak infarkt boyutlarını küçültebilmektedir. Hayashida 2008

Acil kliniklerine miyokard infarktüsü nedeniyle başvuran hastalarda yapılan klinik araştırmalarda elde edilen başarılı sonuçlar, kalp durması sonrasında bilinç kaybı ile seyreden süreçte TTM (target temperature management) ile birlikte uygulanan hidrojenin geçerli bir tedavi olabileceğini düşündürmektedir. Tamura 2016

Kan kaybından doğan şoklarda Hidrojen

Hidrojen kan kaybından ötürü gelişen şokun geri dönülemez aşamaya ilerlemesini önleyebilmektedir Matsuoka 2017

Akciğer ve Hidrojen

Moleküler Hidrojen akut akciğer hasarında koruyucu potansiyeli olan bir tedavi ajan olarak kabul edilmektedir. Zhang 2022

Akciğeri koruyucu etkileriyle hidrojen, sepsis sırasında gelişen akut akciğer hasarında mast hücrelerinin apoptozunu/hücre ölümünü önlemektedir Qui 2021

Hidrojen hidroksil radikallerinin üretimini azaltarak akciğerleri hipoksi-reperfüzyon/reoksijenasyon hasarından korur ve enflamatuar süreçleri baskılar. Chen 2018

KOAH hastalığının akut alevlenmesinde oksijen ile birlikte verilen hidrojen soluma tedavisi oksijen soluma tedavisi ile karşılaştırılmış, hidrojen ve oksijenin beraber verilmesinin oksijenden çok daha etkili olduğu görülmüştür. Zheng 2021

Hidrojen solumak astım ve KOAH hastalığında hava yolları enflamasyonunu gidermektedir. Araştırmacılar, hastalar 45 dakika süre ile hidrojen soluduktan hemen sonra yaptıkları testlerde enflamatuar belirteçlerin anlamlı oranda düştüğünü bildirmişlerdir. Wang 2020

Oksijen ile birlikte Hidrojen solunması Covid-19 hastalığında hastalık seyrini ve solunum sıkıntısını hafifletmektedir. Guan 2020

Covid-19 hastalarının hastalık sonrası rehabilitasyonunda hidrojenin akciğerin fiziksel ve solunumsal fonksiyonlarını geri kazanmasında etkili olduğu görülmüştür. Botek 2022

İlerlemiş “küçük hücreli olmayan” akciğer kanserinde hidrojen terapi tümörün ilerlemesini kontrol altına alabilir ve medikasyonun yan etkilerini hafifletebilir Chen 2020

Karaciğer Ve Hidrojen

Hidrojen alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı, hepatit, karaciğer tümörleri ve kolo-rektal tümörlerin kemoterapisi sırasında meydana gelen karaciğer fonksiyon bozuklukları gibi pek çok karaciğer hastalığında denenmiş, karaciğeri koruyucu etkileri olduğu görülmüştür. Shi 2021

Hidrojen alkolden bağımsız yağlı karaciğer hastalığında (steatohepatitis) karaciğeri koruyucudur. Li 2021

Böbrekler ve Hidrojen

Hidrojen otofajiyi aktive ederek karaciğer naklinden sonra gelişen akut böbrek hasarını hafifletir Du 2016

Günümüzde, böbrek hasarına yol açan süreçlerde merkezi rol oynayan nedenin demir birikimine bağlı oksidatif süreçler olduğu bilinmektedir. Hidrojenin hücreleri oksidatif stresten koruduğunun anlaşılmasıyla, böbrek hasarı üzerinde olabilecek etkilerini anlamak amacıyla tasarlanan bir araştırmada hidrojenin sadece oksidatif süreçleri değil, böbreklerdeki demir birikimini de azalttığı görülmüştür. Guan 2019

Kronik Böbrek Yetmezliği ve Hidrojen

Kronik böbrek yetmezliğinde moleküler hidrojenin çözünmüş olduğu periton dializ solüsyonu ile yapılan bir çalışmada araştırmacılar  hidrojenlenmiş periton dializ sıvısının periton mezotelyal hücrelerinde koruyucu etki gösterdiğini ve bu yöntemin periton sertleşmesini önlediğini bulmuşlardır. Nakayama 2018

Kronik Böbrek Yetmezliğinin son safhasında, dializ sıvısına eklenen Hidrojen yüksek kan basıncını kontrol etmekte başarılı bulunmuştur Nakayama 2010

Proteinlere bağlanmış indoxyl sulfate (IS) gibi toksinler klasik hemodializ ile kandan temizlenememektedir. Hidrojen eklenmiş dializ sıvıları ile IS albuminden büyük ölçüde ayrılabilmiştir. Tange 2015

Kronik böbrek yetmezliğinin ileri safhalarında meydana gelen oksidatif ve enflamatuar komplikasyonları önlemek üzere dializ sıvısına H2 ilave etmek birkaç çalışmada denenmiş, sonuçlar ümit verici bulunmuştur ve halen bu alanda birçok ülkede araştırmalar yapılmaktadır. Almanya’da devam eden bir araştırmanın ilk sonuçları yayınlanmıştır. Mouzakis 2022

Kanser tedavisinde Hidrojen

Hidrojenin antitümör etkinliğinin oksidatif-antioksidatif dengeyi düzeltmesi ve enflamatuar süreçleri baskılaması üzerinden olduğu bilinmektedir. Yang 2018 Bir başka çalışmada hidrojen solumanın immünolojik mekanizmalar üzerinden de kanser hastalarında klinik düzelme sağladığı gözlenmiştir. Akagi 2018 Buna ilaveten, moleküler hidrojenin yumurtalık kanseri üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada elde edilen sonuçlar, hidrojenin kanser kök hücrelerinin çoğalmasını da baskılayarak antitümör etkiler göstermekte olduğuna işaret etmiştir. Shang 2018 Yakın zamanda elde edilen bilgi birikimi gen ekspresyonunun da altını çizmektedir. Hirano 2021

Moleküler hidrojen solumak akciğer kanserinin ilerlemesini baskılamaktadır. Wang 2018

Hidrojen tedavisi radyoterapinin dokulara zarar vermesini önlemektedir. Hidrojen bir “yeni sınıf radyoprotektif ajan” olarak kabul edilmektedir. Yang 2018

Moleküler hidrojen bir antitümör ajan olarak kabul edilmektedir. Hirano 2021

Moleküler hidrojen radyoterapi sırasında meydana gelen radyasyon zararlarını hafifletmektedir. Hirano 2021

İlerlemiş “küçük hücreli olmayan” akciğer kanserinde hidrojen terapi tümörün ilerlemesini kontrol altına alabildiği ve kemoterapinin yan etkilerini hafifletebildiği gösterilmiştir. Chen 2020

Hidrojen ile tedavi edilen safrakesesi metastatik kanserinde elde edilen iyileşme vaka raporu olarak yayınlanmıştır. Safra kesesi kanserinin karaciğer ve batında yaptığı metastazlar için başka hiçbir antitümör tedavi almayan 72 yaşındaki hasta 3 ay sonra normal test sonuçları ile ve tümörleri küçülerek günlük hayatına dönmüştür. Chen 2019

Deri hastalıklarında Hidrojen

Oksidatif stres ve buna bağlı lipid peroksidasyonu hem deri hastalıklarını gelişimi ile, hem de cilt güzelliği ile ilişkili bulunmuştur. Oksidatif stresi azaltan bir tedavi ajanı olarak hidrojen hem cilt hastalıklarında hem de cilt dokusunu yaşlanmanın etkilerinden korumakta tedavi edici ve önleyici bir ajan olarak ümit vermektedir. Bajgai 2021

Sepsis – çoklu organ yetmezliğinde hidrojen tedavisi

Sepsis kritik hastalığı olanlarda ölümün ana nedenidir ve tedavisi yoktur. Sepsis’de hastanın enfeksiyon yanıtı yetersiz olduğundan çoklu organ yetmezliği gelişir. H2 tedavisi, sepsisin neden olduğu çoklu organ hasarlarını etkili bir şekilde iyileştirebilen çoklu biyolojik etkilere sahiptir. Bununla birlikte, sepsis tedavisinde yer alan hidrojenin altta yatan moleküler mekanizmaları belirsizliğini koruyor. Çoklu organ yetmezliğini tedavi edici hidrojen etkileri muhtemelen anti-inflamasyon, anti-oksidasyon, anti-apoptozis, otofajinin düzenlenmesi ve çoklu sinyal yollarıyla ilişkili olarak düşünülüyor. Qi 2021

Hiperbarik oksijen terapisinde (HBO) moleküler hidrojen

Hidrojenin HBO sırasında meydana gelen oksijen toksisitesini hafiflettiği gösterilmiştir. Yu 2017

Bitkilerde Moleküler Hidrojen Terapisi

Günümüzde moleküler hidrojen hem insan, hem hayvan, hem de bitki sağlığında araştırılıyor. Örneğin, hidrojenin bitkilerin savunma sistemlerini güçlendirdiği ve gelişmelerini hızlandırdığı, hasadın dayanıklılığını arttırdığı anlaşıldı. Zulfikar 2021

20. yüzyıla Genel Görelilik Yasası ve Fiziğin Kuantum Mekaniği devrimi damgasını vurdu.

21. yüzyıl ise Hidrojen Çağı olarak anılacak.

 

Dr. Nilgün Eröztürk – Her hakkı saklıdır

Başa dön tuşu