Yüksek Doz Ozon

Yüksek doz ozon tedavisi bağışıklığı yöneten kan hücrelerinin enerji üretimini yükseltiyor. Son birkaç yıldır, ozon tedavisi alanında yeni bir gelişme yaşanmakta: Yüksek-doz Ozon Tedavisi (OHT)

20 yıl öncesine kadar araştırmacılar tarafından tedavilerde çeşitli dozların denenmesi sonucunda belli bir dozun üstündeki dozlarla yapılan tedavilerin özel bir fayda sağlamadığı anlaşılarak doz konusunda aşırıya gitmektense seans sayısını artırarak tedavi başarısı elde etmek daha doğru bir yaklaşım olarak tavsiye edildi.

Son yıllarda ise tedavi gereksinimleri yeni bir akımın doğmasına yol açtı: 10-Pas Ozonterapi

Bu tedaviler aşırı olmayan dozlarla yapılan ama aralıksız arka arkaya yapılan 10 seanstan oluştuğu için bu ad verilmişti. Gerçekte bunlar, bir gün içinde, toplamda yüksek miktarda ozon verilerek yapılan “yüksek doz ozon tedavisi”dir.

Her seferinde verilen doz yüksek doz olmadığı için vücudu hiçbir şekilde zorlamayan bu tedavi ile 10 seansta ve belki 2-3 gün aralıklarla yapılacak bir ozon tedavisi 2,5 saatin içinde bitiyor (her bir “pas” 100 değil de 200 ml kan ile yapılacak olursa 4 saat sürüyor ki bu bile çok kısa bir süre).

Bu doğru bir yaklaşım çünkü ozon tedavisi seansları genellikle haftada 2 gün yapılmakla beraber her gün de uygulanır, aynı gün sabah-akşam günde iki kez de, hatta 4 saat ara ile günde 3 kez de yapılabilir. Burada uygulamayı yapan doktorun kan yoluyla ozonterapi uygulamalarının dinamiklerine aşina olması yeterlidir. Bu şekilde sık uygulamaların 20 yıldan da eski bir geçmişi vardır. 10-pas ozon tedavisinin geçmişi ise yaklaşık 15 yıla dayanmaktadır.

Kliniğimizde de uzun yıllardır uyguladığımız 10-pas tedavisi; 2022 Temmuz ayında yayınlanan bir çalışmaya göre bağışıklığımızı borçlu olduğumuz mononükleer kan hücrelerinin enerji üretimini yükseltiyor.

Araştırmada kanda bulunan bağışıklık hücrelerinin mitokondri enerji düzeyleri 4 ayrı parametre üzerinden değerlendirilmiş, bunlardan biri de hücrelerin oksijen tüketimi.

Mitokondriler hücrelerin enerji üretim santralleridir ve o kadar gelişmiş yapılardır ki hücre içinde hücre oldukları bile söylenebilir. Bu hücre organelinin kendine özgü bir DNA’sı bile vardır ve anneden geçer.

Mitokondriler kendilerini ve hücreyi besleyecek enerjiyi kandan aldıkları oksijen ile yine kandan aldıkları şekeri yakarak elde ederler. Bu nedenle bir mitokondrinin oksijen tüketim miktarını herhangi bir tedaviden önce ve sonra ölçebildiğimizde o tedavinin mitokondri enerji üretim kapasitesine yaptığı etkilerle ilgili net bir fikir sahibi olmuş oluruz.

Çalışmada ozonun mitokondrilerde meydana getirdiği değişim Biyoenerjetik Sağlık İndeksi ile ölçülmüştür. Bu nispeten yeni bir kavramdır ve bu indeks ile insan monositlerindeki oksidatif stresin hassas bir ölçümü yapılmış olur.

Söz konusu araştırmada bir hafta ara ile iki kez yapılan yüksek doz ozon tedavisinin kandaki bağışıklık hücrelerinin mitokondrilerinin oksijen tüketimini bariz bir şekilde artırdığı gözlemlenmiş. Grafiklerden birini aşağıda görebilirsiniz:

10 pas ozonterapi kandaki bağışıklık hücrelerinin mitokondri faaliyetlerini 1 haftada çok yükseltebilmektedir.
Tedaviden önce (kırmızı), ilk tedaviden sonra (yeşil) ve ikinci tedaviden hemen sonra (mavi) Maksimum Oksijen Tüketim Oranları (OCR). Pmol O2/dak. (tüm hastalardan kümülatif veriler)

Bu çok şey ifade ediyor. Vücudumuzun sadece yeni tanıştığı mikroplarla etkin bir şekilde mücadele etmekle kalmayıp, çocukluğumuzda tanıştığımız, o günden beri bizimle yaşayan, biz güçten düştüğümüzde çoğalıp hastalık yapan pek çok virüsün de etkisiz kalması demek aynı zamanda. Ve tabii kıyıda köşede çoğalmaya koyulan atipik hücreler yani kanser oluşturabilecek hücreler varsa onların da hemen ortadan kaldırılması anlamına da geliyor.

Araştırmada, sadece mitokondriyal oksijen tüketiminde artış tespit etmedi araştırmacılar. Hücrelerin mitokondriyal olmayan oksijen tüketiminde de artış vardı. Bunun da yüksek doz ozonterapi ile aktive olan antioksidan ve detoksifiye edici enzimlerin Nrf-2’ye bağlı aktivasyonunun göstergesi olduğunu gösterdiler. Bu da bu çalışmayı çok değerli kılan bir başka sonuç.

Çünkü ozon tedavisinin bu etkileri gösterdiğini bilmemize rağmen, yüksek doz tedavilerde de böyle olup olmadığı tam olarak bilinmiyordu. Bu dozlarla hiç araştırma yapılmamıştı. Şimdi artık biliyoruz ki yüksek doz ozon terapi hem hücre metabolizmasını hem de hücrelerin antioksidan ve detoks kapasitelerini birlikte yükseltiyor.

Çalışmada İncelenen Kan Hücreleri Hakkında Birkaç Bilgi

Mononükleer Hücreler Tek Çekirdekli Kan Hücreleridir

Mononükleer hücreler; lenfositler ve monositler, doğuştan öldürücü hücreler (Natural Killer=NK lenfositler) gibi tek ve yuvarlak bir çekirdeğe sahip kan hücrelerini ifade eder. Dolaşımdaki kandan izole edildiklerinde, periferik kan mononükleer hücreleri (PBMC) olarak adlandırılırlar, ancak göbek kordonu, dalak ve kemik iliği gibi başka kaynaklar da mevcuttur.

Ana Fonksiyonları Bağışıklıktır

İnsan periferik kan mononükleer hücreleri (PBMC’ler), bağışıklık tepkilerinin temel itici güçleridir. Bu hücreler aktivasyon, çoğalma ve çeşitli alt kümelere farklılaşma geçirir. Bu süreçler sırasında, spesifik gen ve protein aktiviteleri tarafından koordine edilen metabolik yeniden programlamayı başlatırlar.

Lenfositler kemik iliğinde yapılır, kanda ve lenf dokusunda bulunan bir bağışıklık hücresidir. Kemik iliğinde olgunlaşmasını tamamlayan B lenfositleri ve Timus dokusunda olgunlaşmasını tamamlayan T lenfositleri iki ana lenfosit türüdür. B lenfositleri virüs vb antijenlere özgü antikorlar üretir ve T lenfositleri, tümör hücrelerini öldürmeye ve bağışıklık tepkilerini kontrol etmeye yardımcı olur.

Monositler vücutta bir iltihap varlığında çoğalırlar. Yetişkinlerde monositoz veya monosit sayısının 800/µL’den yüksek olması vücudun bir enfeksiyonla savaştığını gösterir. Monositler lösemide de yükselir (löseminin de viral nedenlerden kaynaklandığını gösteren bir çok araştırma mevcuttur).

Dr. Nilgün Eröztürk

Yayının adı: Ozon Yüksek-doz Tedavisi, periferik kan mononükleer hücrelerinin mitokondriyal biyoenerjetik süreçlerini geliştirir König 2022

Yazarlar: Brigitte König (Tıbbi Mikrobiyoloji ve Viroloji Anabilim Dalı, Leipzig Üniversitesi, Liebigstrasse 21, Leipzig, Almanya) Johann Lahodny (Özel Jinekoloji ve Genel Tıp Kliniği. Doç. Dr. Johann Lahodny, Klostergasse 1A, St. Pölten, Avusturya)

Giriş: Dünya çapında artan kronik hastalıkları olan insan sayısı, geleneksel tedavinin sınırlarını zorlamaktadır. Ozon tedavisinde Majör Auto-Haemoterapi (MAH) yöntemi yıllardır bilinmektedir. Bir seansta 10 kez üst üste uygulanan (10 pas) yüksek doz ozon tedavisi (Ozone High-dose Therapy=OHT), kronik hastalıklarda önemli faydalar göstermiştir. Bununla birlikte, yüksek ozon konsantrasyonlarının bilimsel temelli etkileri hakkında bilgi hala kısıtlıdır. Araştırmamız, OHT’nin bir biyoenerjetik sağlık indeksi (Bioenergetic Health Index=BHI) olarak ifade edilebilen mitokondriyal biyoenerjetikler üzerindeki faydalı bir etkiyle bağlantılı olup olmadığını doğrulamaya odaklandı.

Yöntemler: Bir hafta içinde iki kez koruyucu amaçlı OHT uygulanan altı hastanın periferik kan mononükleer hücrelerinin (PBMC) biyolojik sağlık indeksi, mitokondriyal fonksiyonun farklı yönleri hakkında bilgi veren bir hücresel mitokondriyal fonksiyon analizinin parametrelerinden hesaplanmıştır:

1) Bazal oksijen tüketim oranı (OCR)

2) ATP’ye bağlı OCR ve proton sızıntısı

3) Maksimal OCR ve yedek kapasite

4) Mitokondriyal olmayan OCR

Sonuçlar: Sonuçlar, PBMC’deki biyoenerjetik sağlık indeksinin, 1 haftalık bir süre içinde sadece 2 OHT uygulamasından sonra önemli ölçüde iyileştiğini açıkça göstermektedir. BHI’nin genel gelişimi, öncelikle mitokondrinin rezerv kapasitesinde ve maksimum solunumunda önemli bir artışa dayanmaktadır. BHI değerini olumsuz etkileyen mitokondriyal olmayan oksijen tüketimindeki artış, OHT ile aktive olan antioksidan ve detoksifiye edici enzimlerin Nrf-2’ye bağlı aktivasyonunun göstergesidir.

Düşünceler: Bu veriler, OHT’nin mitokondriyal parametreler üzerindeki yararlı etkisini ilk kez göstermektedir. Bu nedenle, bu çalışmanın sonuçları, OHT’nin tek başına veya mitokondriyal disfonksiyonun merkezi bir rol oynadığı çeşitli kronik ve akut hastalıklarda farmakolojik tedavi için bütünleştirici ve tamamlayıcı destek olarak güvenli ve etkili bir terapötik seçenek olabileceğini düşündürmektedir.

Ozon tedavisinin etki mekanizması

Ozonun genel nitelikleri

Başa dön tuşu