Gençlik İçin Hidrojen Terapi

Hidrojenin Yaşlanmayı Önleyici Etkileri

Hücre yaşlanması ve hücre ölümünü engelleyen hidrojen terapi günümüzün en ümit verici tedavileri arasında yer almaktadır.

Hiç yan etkisi olmayan hidrojen bilinen en güçlü yaşlanma karşıtı molekül olarak sadece hastalık tedavilerinde değil gençlik için de uygulanıyor, yaşlanma karşıtı tedavilerde yer alıyor.

hidrojen terapi tedavisi yaşlanma karşıtı

Tarihçe ve Araştırmalar

ABD tabipler birliğinin yayın organı JAMA’da yayınlanan bir makaleye göre, tıp dünyasının hidrojeni keşfi 1888 yılına dayanıyor. Bir tedavi ajanı olarak kullanımı ise nispeten yakın zamanda araştırılmaya başladı.

1975 yılında derinin skuamoz karsinomunda hidrojen kullanımı ile elde edilen iyileşmeler ile yapılan yayın hidrojen tedavisinin ilk bilimsel sonuçlarını verdi.

90’lı yıllarda yapılan çalışmalarla hidrojene ilgi arttı. Cambridge Dunn klinik beslenme merkezinde yapılan bir araştırmada insan kalın bağırsağında yaşayan bazı bakterilerin hidrojen ürettiği, ancak bu hidrojenin çoğunun metan üreten bakteriler tarafından kullanıldığı anlaşıldı.

2007 yılında Nature dergisinde yayınlanan bir bilimsel araştırma ise büyük yankı uyandırdı ve pek çok yeni bilimsel çalışmalara esin kaynağı oldu.

Takip eden yıllarda başta Japonya olmak üzere birçok ülkede bilimsel araştırmalar başladı ve günümüzde bu araştırmalara ait yayınların sayıları 2024 yılı itibariyle 1500’ü geçmiş durumda.

Aşağıda bunlardan bazıları ile ilgili bilgiler bulacaksınız.

Hidrojen terapinin en çok araştırıldığı hastalıklar;

  • Beyin kanaması/beyin enfarktüsü (inme) ve kalp durması sırasında beyin dokusunda iskemi-reperfüzyona bağlı beyin hasarı,
  • Romatoid artrit ve Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) gibi kronik dejeneratif hastalıklar
  • Karaciğer yağlanması ve buna bağlı hastalıklar
  • Diyabet ve insülin direnci
  • Kardiyo-metabolik hastalıklar ve kanser (özellikle akciğer kanseri)
  • Parkinson hastalığı ve esansiyel tremor
  • Demans ve Alzheimer hastalığı
  • KOAH, Astım ve Pnömoni (zatürre)
  • Covid-19 ve diğer viral hastalıklar
  • Göz hastalıkları
  • Nöromüsküler hastalıklar (ALS, MS, Myasthenia gravis, Myositis gibi ilerleyici kas zayıflığı ile seyreden sinir-kas hastalıkları).

Moleküler Hidrojen Tedavisinin Tıptaki Yeri

Klinik araştırmalar hidrojenin acil tıp ve yoğun bakım tıbbı alanlarında miyokard enfarktüsü, kalp ve solunum durması sendromu, beyin enfarktüsü, kontrast maddeye bağlı akut böbrek yetmezliği ve hemorajik şok gibi durumlarda hayat kurtarıcı bir rolü olabileceğine işaret ediyor.

Dr. Ohta ve Dr. Ohsawa’nın yayınından sadece 9 yıl sonra, Kasım 2016’da Japonya sağlık bakanlığı hidrojen soluma tedavisini onayladı ve solumak üzere hidrojen üreten cihazlara “Advanced Medical B” tıbbi cihaz onayı vermeye başladı.

Bu tarihlerde Japonya’da araştırma hastanelerinin acil servislerinde kalp krizi ve beyin enfarktüsü/inme nedeniyle hastaneye getirilen hastalara teşhis konmasını takiben derhal hidrojen verilmeye başlanmış bulunuyordu.

Pandemi ile birlikte Japonya’da hidrojen üreten cihazlar ambulanslara yerleştirilmekte çünkü hidrojen, oksijensiz kalmış dokularda meydana gelen hücre ölümlerini önlüyor ve bu tedavi ne kadar erken uygulanırsa organ hasarı da o kadar önleniyor.

İnme tedavisinde en önemli faktör tedaviye çabuk ulaşabilmektir ki nörologlar bunu “Zaman Beyindir” şeklinde ifade eder. Çünkü kaybedilen her dakika beyinde milyonlarca hücrenin ölümü demektir.

Çin, Mayıs 2020’de moleküler hidrojen tedavisini KOAH hastalığı ve Covid-19 enfeksiyonu seyri sırasında gelişen pnömoni tedavi protokollerine dahil etti.

Kore ve Tayvan’da da bu yöntem tedavi protokollerine dahil olmuş durumda. Bu ülkeler de Japonya ve Çin ile birlikte, araştırmaların en yoğun  olduğu ülkeler arasında.

Bilimsel araştırmalar halen ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Ukrayna, İsveç, Norveç, Danimarka, Sırbistan, Slovakya, İrlanda dahil pek çok ülkede devam etmekte.

Moleküler Hidrojen Nedir?

Hidrojen tedavilerinde Moleküler Hidrojen gazı kullanılmaktadır

Moleküler hidrojen karşılıklı birer elektronlarını paylaşan iki hidrojen atomundan meydana gelir. Bu nedenle H2 kısaltması ile anılır.

H2 bir gazdır, solumakla alınır, seruma verilerek göz damlası olarak alınır veya su içinde nano ve mikro H2 kabarcıkları şeklinde içme suyu ile birlikte alınır.

Serumların içine H2 gazı verilerek damardan uygulamak da mümkündür.

H2 Tedavisinin Etki Mekanizması

  • Çeşitli gen ekspresyonlarını ve protein fosforilasyonlarını regüle eder
  • Antienflamatuar ve seçici antioksidandır

Hidrojen, hidroksil radikalleri gibi güçlü oksidanları seçici olarak yok eder, güçlü bir antienflamatuardır ve hücresel metabolizmada gen ekspresyonlarını ve sinyal transdüksiyonunu regüle ederek etki gösterir.

H2 hastalık süreçlerinde esas olarak anti-enflamatuar ve güçlü antioksidan etkiler göstererek rol oynamaktadır. Hidrojenin güçlü ağrı giderici etkisinin temelinde de bu mekanizmanın rol oynadığı düşünülmektedir.

Hidrojen molekülü bir antioksidan olarak tedavide pek çok avantaja sahiptir:

  • Enjeksiyon ya da serumla vermek veya hastaya haplar yutturmak gerekmez. Oksijen solurken yanı sıra verilebilir.
  • Dokulara ve hücrelere hızla yayılır
  • Metabolik redoks reaksiyonlarını etkilemez
  • Hücre sinyalleşmesinde rol oynayan reaktif oksijen türevlerini (ROS) etkilemez

Bu nedenlerden ötürü moleküler hidrojen tedavisi sırasında herhangi bir yan etki oluşmamaktadır ve klinik araştırmalarda da istenmeyen bir yan etki gözlenmemiştir.

  • Hidrojen anti-apoptotiktir, stres altındaki hücrede apoptozu (hücre ölümü) engeller
  • Hidrojen hücresel otofaji mekanizmaları üzerinden vücudu gençleştirir

Hidrojen tedavisinin kırmızı kan hücrelerinin birbirine yapışma eğilimini düzelterek kan akışkanlığını iyileştirdiği gösterilmiştir.

Hidrojen akyuvarların fagositoz yeteneğini artırarak mikroplarla savaşta bağışıklığı güçlendirir

H2 güçlü anti-alerjik etkiler de göstermektedir

Hidrojen deri hücrelerinin susuzluktan ötürü oksidatif strese girerek ölmesinin önüne geçer

Hidrojen kılcal kan dolaşımını hızla iyileştirir. Bu etkiyi görmek için aşağıdaki kısa videoyu izleyiniz:

Yaşlanma ve Yaşlılığa Bağlı Hastalıklarda Hidrojen Tedavisi

Yaşlanma, organizma fonksiyonunda zaman içinde ilerleyici düşüş ile seyreden fizyolojik bir süreçtir. Vücuttaki her organı etkiler ve kronik hastalıklar için zemin oluşturur.

Moleküler hidrojenin çeşitli organlar üzerinde tedavi edici ve önleyici etkileri vardır. Hidroksil radikallerini doğrudan nötralize ettiği ve peroksinitrit seviyesini düşürdüğü için antioksidan özelliklere sahiptir.

Ayrıca birçok antioksidan enzimi ve proteazomu düzenleyen Nrf2 ve HO-1’i de aktive eder. Hidrojen genomik stabiliteyi ve telomerleri korur, hücresel yaşlanmayı yavaşlatır.

Hidrojen apoptoz gibi, otofaji gibi yaşlanma ile ilgili tüm hücresel faaliyetleri de etkileyerek otofajiyi desteklerken apoptozu durdurmakta.

Hidrojen yaş ilerledikçe ortaya çıkan nörodejeneratif bozukluklar, kardiyovasküler hastalık, akciğer hastalığı, diyabet ve kanser gibi yaşlanmayla ilgili çeşitli hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde de etkilidir.

Hastalıklarda hidrojen tedavisi için tıklayınız

Yaşlanmada SiRTUiN Faktörü ve Hidrojen Tedavisi

Hidrojen, hücrelerde oksidatif stres reaksiyonlarını azaltır ve böylece SiRTUiN-3 (SiRT-3) ekspresyonunun azalmasını da önler. Bu protein yaşlanmayla ilişkili bulunmuştur.

Hidrojen, SiRTUiN’i koruyarak yaşlanmayı engelleyebilecek bir süreç başlatır. Örneğin, hidrojenin retinada SiRTUiN düzeylerini koruyarak retina yaşlanmasının önüne geçtiği gösterilmiştir.

Cilt Gençliğinde Hidrojen Terapi

hidrojen tedavisi ile yaşlanma karşıtı etkiler gençlik aşısı
49 yaşında bir kadın ve 59 yaşında bir erkekte Hidrojen tedavisinden sonra göz çevresinde düzelen kırışıklıklar

Hidrojen cilt yaşlanmasında da etkilidir.

daha fazla görsel için tıklayınız

Yaşlanma, Otofaji ve Moleküler Hidrojen

Otofaji Nedir?

Otofaji vücudumuzun hücresel temizlik ve yenilenme sürecinin bir parçasıdır. İş görmeyen ve hücreye yük olan ne varsa geri dönüşüme sokularak bunların içerdiği yararlı maddelerin hücre tarafından yeniden kullanılmasını ifade eder.

Otofaji hücrenin iyileşme ve yenilenme hamlesidir. Otofajinin, iş görmeyen, hasta veya yıpranmış organellerin ortadan kaldırılması ile hücrenin normal fonksiyonlarına kavuşma süreçlerini başlattığı bilinmektedir.

Hidrojen Otofaji’ye Etki Eder Mİ?

H2 tedavileri otofaji süreçlerini desteklemektedir.

Birçok hastalık, örneğin viral enfeksiyonlarla başlayan tahrip edici süreçler hücresel otofaji mekanizmasının işlemez hale gelmesiyle ortaya çıkar.

Hidrojen bozulmuş otofaji mekanizmasının devreye girmesini sağlar. Otofaji başlatıcı etkileriyle karaciğer, akciğer, ve böbrek işlev bozukluğu ile seyreden hastalıklarda ve nöropatik ağrılarda hidrojenin tedavi edici değeri olduğu gösterilmiştir.

Oksidatif Stres ve Hidrojenin Antioksidan Etkileri

Kanser, yaşlanma süreçleri ve yaşam biçimi ile ilişkili pek çok hastalığın ana nedeninin oksidatif stres olduğu kabul edilmiştir.

Oksidatif stres kavramını kısaca hücre yapılarında meydana gelen oksitlenmenin hücre metabolizması üzerinde yarattığı stres olarak açıklayabiliriz. Bildiğiniz gibi oksitlenme paslanma anlamına gelmektedir. Örneğin, hücre yapılarındaki lipidlerin oksitlenmesi ise bayatlamış yağların acılaşması kavramı ile açıklanabilir. Bu yağlar artık doğal yapılarını kaybettiklerinden doğal işlevlerini de yerine getirememektedir. Akut oksidatif stres böylece dokularda tahribata yol açar ve vücut faaliyetleri bundan etkilenir. Antioksidanların bu süreçteki tedavi edici etkisi ise sınırlıdır.

Moleküler Hidrojen (H2) oksidatif stresi hem önlemek, hem de tedavi etmek potansiyellerine sahip güçlü bir antioksidan olarak düşünülmektedir.

Bitkilerde Moleküler Hidrojen Terapisi

Günümüzde moleküler hidrojen hem insan, hem hayvan, hem de bitki sağlığında araştırılıyor. Örneğin, hidrojenin bitkilerin savunma sistemlerini güçlendirdiği ve gelişmelerini hızlandırdığı, hasadın dayanıklılığını arttırdığı anlaşıldı.

20. yüzyıla Genel Görelilik Yasası ve Fiziğin Kuantum Mekaniği devrimi damgasını vurdu. 21. yüzyıl ise Hidrojen Çağı olarak anılacak. Prof. Shigeo Ohta

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir